İçimden asla atamadığım endişeler, zamanla suçluluk duygusuna dönüşüyor. Her biri farklı renk ve desendeki duyguların kendiliğinden doğup batışını izliyorum sessizce.
Fark ediyorum ki, hayatımın baharı çoktan geçip gitmiş. Durduğum yer, içinde bulunduğum zaman ve gördüğüm şeyler bana bir daha gelmeyecek güzel anıları hatırlatıyor.
Böyle anlarda hayat denen şeyin ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha anlıyorum. Bir dağı aşarsınız, karşınıza başka bir dağ çıkar, onu da aştığınızda bir başkası. Başlarda ümitle bu dağları tırmanır, bir yerden sonra pes edersiniz. Oysa hayat durup sizi bekleyecek kadar hoşgörülü değildir.. Ne hoşgörü ne de tolerans beklenebilecek bir düşmandır hayat. Bu düşmana eminde sonunda yenileceğiniz bir savaşın içindesiniz. Öyle bir savaş ki bu, yalnızca kaybettiğinizde son bulur.