Atatürk de vakti zamanında bütün genç subaylar gibi İttihatçı idi. Ama çok erkenden bu zümreden soğumuş, bırakmış ve erkenden fırka yönetimine karşı tenkitçi bir bakış edinmiştir. Enver Paşa'yla yıldızları barışmamıştır. Enver, O'nu sevmiyordu, Atatürk ise Enver'i bir tehlike olarak görüyordu.
Bizde ise, tabiri caizse, "odun olsun, bizden olsun" denilir. Bütün partiler, bütün görüşler için bunun böyle olduğunu yaşadığınız hayat içinde görürsünüz. Bu kaçınılmaz bir hastalık olarak girmiştir ve bunun temelleri İttihatçı davranışında, misyonunda yatar. Bunun aşılması son derece zordur. Çünkü Türk cemiyetinin terbiyesi maalesef bir ölçüde bu İttihatçı modeline dayanır.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, onların başında Esad Paşa gibileri, Alman sevmezler ve Alman fennî askeriyesini Alman taraftarı olmak için yeterli sebep görmezler. Bu askerlerin gözünde Fransız ordusu demokratik bir ordudur ve bunun delili vardır.
Binaenaleyh, istesek de istemesek de Türkiye askeri bir toplumdur. Dolayısıyla demilitarizasyon, yani askersizleştirme projesi fevkalâde manasız ve üstünde düşünülmesi gereken bir süreçtir. Bu bir medeniyetle, onun tarih ve coğrafyasıyla özellikle ilgilidir. Kim ne derse desin, Türklerin önde gelen önderleri, yöneticileri, yönetici vasfa sahip olanları asker saflarından çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk de yani Mustafa Kemal Bey, sonra Mustafa Kemal Paşa da kurmay eğitimden geçmiştir.