PurposeLesss

PurposeLesss
@PurposeLesss
WHEN YOU FEEL HOPELESS THINK LIKE ATATÜRK.
Teknisyen
Önlisans
İstanbul
İstanbul
208 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
koynuna mı aldın güllü yarimi soluğunun buharına giren mi eteğine, sürünerek varan mı hangi uzak şehrin ışığındadır hangi muammanın beşiğindedir ey sırları sırlarımı kuşatan yetim koyup ayazında üşüten sen de mi görmedin yitirdiğimi kendi hüsranımda bitirdiğimi
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Alman Kralı II. Frederick 1750 yılında Potsdam'dan geçiyor. Orayı çok beğeniyor ve 'Bana şuraya bir saray yapın" diyor. Ertesi gün adamları gidip bakıyorlar, Kral'ın beğendiği yerde bir değirmen. Adamlar kapıyı çalıyor, yaşlı değirmenci açıyor. - Buyrun? - Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğendi, satın alacak. Kaç para? - Satmıyorum ki ne parası? - Saçmalama Kral istedi. - Bana ne. Ben satmadıktan sonra kimse alamaz ki. Adamları gelip Kral'a diyorlar ki; - Efendim beğendiğiniz yerdeki değirmenci deli. Satmıyorum dedi. - Çağırın bakalım bana şu adamı. Değirmenci gelip, Kral'ın karşısında duruyor. II. Frederick; - Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı. Kaç para? - Yoo yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum! - Beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim. - Sen koskoca kralsın, paran çok. git Almanya'nın her yerine saray yap. Burayı benden önce babam işletiyordu. Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum! II. Frederick ayağa kalkıyor; - Unutma ki ben Kralım! Değirmenci bakıyor ve diyor ki; - Asıl sen unutma ki Berlin'de hakimler var! Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz. Orada oturamaz. Bugün bütün gelişmiş ülkeler hukuk fakültelerinde bu olayı anlatırlar. "Berlin'de hakimler var!" - Potsdam'da Sansosi Sarayı. Saray ve değirmen yan yana. Kral ve değirmenci adaletle komşu oluyor. Sabahları II. Frederick arka bahçeye çıktığında değirmenci sesleniyor; - Hey Frederick, ekmek yaptım göndereyim mi? II. Frederick diyor ki; - Adalet her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi. Ve 31 Aralık 1917. Berlin'de bir otelde yılbaşı kutlamaları yapılacak, Osmanlı heyeti var orada. Aralarından biri bu öyküyü
Hukuk
Ölmek üzereyken Allah size melek olarak Azrail i gönderdi. Doğarken ise Annenizi ...
Zeytindalı Afrin'e yürüdük. “Savaş karşıtı” mesajlar atılıyor. “İnsan hakları”ndan filan bahsediliyor. * Buseciğim lise öğrencisiydi, henüz 16 yaşındaydı, üniversite hayali kuruyordu, dersaneye gitmek üzere servise binmişti, Halkalı'da yol kenarına döşenen pusuya denk geldi, oracıkta can verdi… Bugünlerde “savaş karşıtı” açıklamalar yapan arkadaşların, o günlerde Buselerin “insan hakları”ndan bahsettiğini hiç görmedik maalesef. * Erenciğim lise öğrencisiydi, henüz 15 yaşındaydı, rüyaları bile bordo maviydi, kendisini hep Trabzonspor'un formasını giyerken düşlüyordu, Cudi dağında değil, Maçka'da uzun namlulu kalleş kurşunların hedefi oldu… Bugünlerde habire “hümanist” tweetler atan arkadaşların, o günlerde cep telefonlarının şarjı mı bitmişti? * Berkaycığım tıp öğrencisiydi, henüz 19 yaşındaydı, yüreğinin güzelliği yüzüne yansımıştı, pırıl pırıl gülümsüyordu, Beşiktaş stadının yanından dolmuşla geçerken kahpe saldırının kurbanı oldu… Bugünlerde “barış güvercini” oluveren arkadaşların, o günlerde Berkayların “yaşam hakkı”ndan bahsettiğini duyan oldu mu? * Elifciğim 9 yaşındaydı, Diyarbakır'da evinde oturuyordu, roket. Viyancığım 5 yaşındaydı, Hakkari'de minibüsteydi, havan. Mizginciğim, 8 aylık hamileydi, Batman'da yürüyordu, kurşun. Ertancığım, 12 yaşındaydı, Ağrı'da çobandı, mayın. Feyzacığım, 19 yaşındaydı, üniversite öğrencisiydi, evine gitmek için Kızılay'da otobüs durağında bekliyordu, bombalı araç. Aybükeciğim, 22 yaşındaydı, Batman'da öğretmendi, Çalıkuşu'ydu, karne töreninden dönüyorlardı, Kalaşnikof. * Saymakla bitmez.
Spor
Gülmesi çok hoşuna giderken bir süre sonra başkasıyla gülmesi zoruna gider.