ADEM ÇOBAN-İBRAHİM HALiL ÇELİK:HİRA'DA BİR ÇOÇUK VE PEYGAMBERİMİZ
Bu kitap, peygamber anlatısını alıştığımız ögretici ve mesafeli dilden bilinçli olarak uzaklaştırıp, onu bir çocuğun iç dünyasına yerleştiriyor. Okur burada Hz Muhammed'i (sav) tarihsel bir figür, uzak bir kutsallık ya da ezberlenmesi gereken bilgiler bütünü olarak değil merak edilen. sevilen, hissedilen bir varlık olarak tanıyor Yusuf karakteri, anlatının merkezinde bir "öğrenci" olmaktan çok bir "tanık" gibi duruyor. Onun sessizliği hayal gücü ve içe dönüklüğü kitabın ruhunu taşıyor Kitap, çocuğa sürekli bir şey öğretmeye çalışmak yerine çocuğun kendi kalbiyle keşfetmesine alan açıyor. Asi gücü de burada yatıyor
Sessizlik, yalnızlık ve bekleyiş duygusu özellikle vurgulanıyor Peygamberliğin başlangıcı bir mucize gösterisi olarak değil; derin bir iç hazırlığın, sabrın ve düşünmenin sonucu olarak sezdiriliyor. Bu da çocuk okura şu hissi veriyor: Büyük dönüşümler gürültüyle değil, bazen en sessiz anlarda baslar. Kitap, bu sezgiyi doğrudan söylemeden, sahneler ve duygular aracılığıyla okurun içine yerleştiriyor
Dil sade ama sıradan değil; bilerek yavaş, bilerek yumuşak. Cümleler acele etmiyor, tıpkı anlatının kendisi gibi. Bu yavaşlık, özellikle çocuk edebiyatında nadir görülen bir cesaret. Çünkü kitap dikkat çekmek için bağırmıyor, merak uyandırmak için abartmıyor. Okuru sakinleștirerek içine alıyor. Bu yönüyle çocuklara sadece dini bir figürü değil, aynı zamanda düşünmeyi, beklemeyi ve hissetmeyi de öğretiyor.
En önemli noktalardan biri de korku dili kullanmaması. Kitapta peygamber sevgisi, ceza günah va da tehdit üzerinden değil; güven, merhamet ve anlayış üzerinden kuruluyor. Bu da özellikle küçük yaş grupları için çok kıymetli Çoçuk, inancı bir yük ya da baskı olarak değil; sığınılacak bir alan gibi