ONUR CAN EKİNCİ-ŞEHR- ESARET Mücadele'yi yalnızca tarihsel bir arka plan olarak değil; bir halkın ruh hâli, korkuları, suskunluğu ve içten içe büyüyen direniși üzerinden anlatan etkileyici bir roman. Kitap, işgal altındaki bir şehrin yalnızca sokaklarını değil, insanların kalplerini de kuşatan esareti görünür kılıyor. Bu yönüyle savaşın cephede değil, evlerin icinde, bekleyişlerde, suskun bakışlarla ve verilen küçük ama hayatı kararlarda yasandığını hissettiriyor. Romanın açılışında yer alan "Dönmezsem... şehit oldu deme, de ki ileri gitti" sözü, eserin gene duruşunu tek başına özetliyor. Burada ölüm bile bir son değil; bir yürüyüş, bir geçiş, bir adanmışlık olarak ele alınıyor. Şehr-i Esaret, fedakârlığı yücelten ama romantize etmeyen; acıyı gösterirken umudu diri tutan bir anlatı kuruyor
Dört bölümden oluşan yapı, Milli Mücadele`'nin farklı yüzlerini ortaya koyuyor. Cephede savaşanlar kadar evde bekleyenler. sessizce direnenler, elinden silah gelmeyip iradesiyle ayakta duranlar da bu mücadelenin aslı kahramanları olarak karşımıza çıkıyor. Böylece kitap, Milli Mücadele'yi yalnızca askerlerin değil, topyekân bir halkın omuzladığı bir direniş olarak resmediyor Mustafa Kemal Atatürk'ün romandaki varlığı yüksek sesle değil; etkisiyle, yön göstericiličiyle ve satır aralarında hissedilen kararlılığıyla güçlü bir sekilde yer buluyor Umutsuzluğun hâkim olduğu bir dönemde, halkın yeniden ayağa kalkmasını sağlayan inanç ve liderlik duygusu, didaktik olmadan, doğal bir akışla okura geçiyor Atatürk'ün etrafında şekillenen bu bilinçlenmeye hâli, insanların yalnız olmadığını ve birlikte hareket edildiğinde tarihin akışının değişebileceğini gösteriyor.
Yazarın en dikkat çekici başarısı ise bilinen tarihsel olayları, küçük ama etkili kurgusal dokunuşlarla yeniden anlamlandırması.