O bana mektup yazardı, ben ona yazamazdım.
Elin kızının evine mektup mu gönderilir? Ayıptır. Yaşadığı şehirde bir gazete çıkardı, ben o gazeteye şiirler yazardım. Herkes şiir diye okurdu ama Mihriban bilirdi ki kendine mektuptu onlar.
- Abdurrahîm Karakoç
Hallederim sandım, içimden kopan her şeyi yerine koyarım sandım. Ben de inandım ama yalanlarla yıkandım; her şey bu kadar tozpembe görünse bile bazı renklere aldandım. Sabır diledim Tanrı'dan; bir noktadan bir yere varamadığımı anladım bu kabullenişin zoraki bir serzeniş olduğunu…
Öncelikle, çok kıymet verdiğim arkadaşım Alper Turgay kaleminden çıkan bu kitabı, burada değer verdiğim iki güzel arkadaşımla birlikte okumak benim için ayrı bir mutluluk oldu. Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için hepinize yürekten teşekkür ederim.
Araf bence sadece Ercan’ın hikâyesi değildi. Sayfalar ilerledikçe fark ettim ki o satırlarda biraz Ercan, biraz ben, biraz sen, biraz da hepimiz vardı. Çünkü insan, bir hikâyeyi okurken bazen karakterleri değil, kendini buluyor.
Kitap boyunca Ercan’ın yaşadıklarını okurken aslında hepimize yöneltilen tek bir soru vardı:
“İnsanlara yaşadığın hayatla ne anlattın?”
Kitabı kapattığımda uzun süre bu sorunun cevabını düşündüm.
Hayatım boyunca beni eleştirenler oldu. Bazen en yakınımdakiler, bazen dost bildiklerim, bazen de beni hiç tanımayan insanlar… Yargılandığım, yanlış anlaşıldığım, yok sayıldığım ve kırıldığım zamanlar oldu. Ama dönüp baktığımda onlara cevabımı kelimelerle değil, yaşadığım hayatla verdiğimi gördüm. Bazen sessiz kalarak, bazen düştüğüm yerden yeniden ayağa kalkarak, bazen de içimde kopan fırtınalara rağmen gülümsemeyi başararak…
Kitabın ilk sayfalarında belki siz de Ercan’a kızacaksınız. Onu yargılayacak, yaptığı seçimleri sorgulayacak, hatta bazı anlarda ona öfkeleneceksiniz. Çünkü uzaktan bakınca her şey çok nettir. Başkasının hayatında hata görmek kolaydır.
Ama son sayfaya geldiğinizde işler değişiyor.
Çünkü kitabın kapağını kapattığınız an, Ercan’ı değil, kendinizi düşünmeye başlıyorsunuz. Aynanın karşısına geçip kendi yaralarınızla, kendi düşüşlerinizle ve kendi sessizliklerinizle yüzleşiyorsunuz. İşte o zaman anlıyorsunuz ki hayat, dışarıdan göründüğü kadar basit değil.
Kitabın son bölümündeki şu satırlar uzun süre zihnimde yankılandı:
“Henüz yaralanmamış insanların yaralanana söyleyecek
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202632 okunma