Geri Verilen Kız benim için daha çok bir çocuğun “ait olamama” hissini anlatıyordu. Küçük yaşta alıştığı hayatın içinden koparılıp hiç tanımadığı gerçek ailesine gönderilmesi, bir anda bambaşka bir düzenin içine düşmesi gerçekten insanın içini burkan bir konu. Özellikle sürekli kafasında dönen “Neden geri verildim?” ve “Ne zaman eski hayatıma döneceğim?” düşüncesi kitabın en ağır taraflarından biriydi bence.
Kitaba başlamadan önce çok büyük beklentim vardı, belki de bu yüzden okurken tam olarak beklediğim etkiyi alamadım. Konu çok güçlü olmasına rağmen o dramı bana derinden hissettiremedi. Karakterlerin yaşadığı şeylerin üzücü olduğunu biliyordum ama onlarla tam bağ kuramadım; hikâye bana biraz mesafeli ve soğuk geldi.
Yine de kitap kesinlikle sıkmıyor. Dili sade, akıcı ve kısa sürede okunuyor. Büyük olaylar yerine daha sakin ilerleyen, insanın içinde hafif bir burukluk bırakan bir hikâyeydi benim için. Çok yoğun dram beklemeden, sakin ama hüzünlü bir kitap okumak isteyenlere tavsiye edebilirim.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20253,958 okunma
İnsanın kalbine dokunan, yer yer durup düşündüren; kısa yaşanmış öyküler, hatıralar ve nasihatlerden oluşan, insanı maneviyata ve iç dünyasını sorgulamaya yönlendiren samimi bir kitap.
Esrarlı GeceHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 2014174 okunma
Ben Amir benim için sadece bir kitap olmadı, resmen içimde yara gibi kaldı. Okurken sadece bir savaş hikâyesi okumuyorsunuz; insanların ruhunda yıllarca taşımak zorunda kaldığı acıları hissediyorsunuz. Amir’in yalnızlığı, ait hissedememesi ve sevgiye duyduğu ihtiyaç insanın içine işliyor.
İnci Kuşları, Meyra ve Ben Amir’in aslında bir üçleme olduğunu sonradan öğrendim. Sinan Akyüz’ün kalemiyle direkt Ben Amir kitabıyla tanışmış oldum ama buna rağmen hiçbir eksiklik hissetmedim. Hikâye kendi içinde bile insanı derinden sarsmaya yetiyor.
Bir anne en kötü nasıl bir acı yaşayabilir, bir baba en kötü ne yaşayabilir, bir çocuk hayatta en fazla neyi kaldırmak zorunda kalabilir… Kitap boyunca bunların hepsini okuyorsunuz. Bazı sayfalarda gerçekten mideniz kaldırmıyor ama buna rağmen her şey abartısız, gerçekçi ve insanın içine işleyen bir dille anlatılmış.
Kitapta en çok beni etkileyen şeylerden biri de anlatılanların sadece geçmişte kalmış olmamasıydı. Bosna’da yaşanan zulümleri okurken insanın içi parçalanıyor ama daha da acısı, günümüzde hâlâ dünyanın birçok yerinde benzer acıların yaşanmaya devam etmesi… Bunu bilmek kitabı benim için daha ağır ve unutulmaz yaptı.
Bazı kitaplar bittiğinde sadece kapağını kapatırsınız, bazıları ise uzun süre içinizden çıkmaz. Ben Amir benim için tam olarak öyle bir kitaptı.
Ben AmirSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20231,800 okunma
Écriture
“Kahve Soğumadan Önce”
İlk başta sakin ilerleyen bir kitap gibi dursa da sayfalar geçtikçe insanı duygusal olarak içine çekiyor. O küçük café’nin atmosferi o kadar huzurluydu ki okurken ben de sanki masalardan birinde oturuyormuşum gibi hissettim.
4 farklı hikâye olmasına rağmen hiçbirinin duygusu yarım kalmamıştı bence. Hepsinde geçmişe dönme isteğinin altında başka bir özlem vardı. Ama kitap bunu dramatik şekilde değil, çok yumuşak ve samimi bir dille anlatıyor.
Kitap çok akıcı ilerliyor, tam çerezlik denecek bir okuma ama bazı cümleler bittikten sonra bile akılda kalıyor. Özellikle “geçmiş değişmese bile insanların kalbi değişebilir” hissini çok güzel vermişti bence.
Gafletten Uyanış, İmam Gazali’nin hakikati ve huzuru arayışını anlattığı bir kitap. Bende en çok, bir insanın önce felsefe ve ilimle gerçeği anlamaya çalışıp sonra bunun tek başına yetmediğini fark etmesi kısmı etkili oldu.
Kitap aslında sürekli bir sorgulama halinde ilerliyor. “Gerçek nedir, insan neye tutunmalı?” gibi sorular üzerinden hem aklı hem kalbi zorlayan bir yolculuk gibi.
Sonunda da Gazali’nin tasavvufa yönelip huzuru orada bulduğunu görüyoruz.
Genel olarak insanın iç dünyasını ve arayışını düşündüren bir kitaptı benim için.