Çocuk kendi bedeninden ve etrafını kuşatan dünyadan yaşadığı deneyimleri kullanırken az ya da çok kendi yaratıcı gücüne ve yolu sezme yeteneğine bağımlıdır. Yaşama yönelik tutumunun altında yatan ve ne sözcüklerle biçimlendirilmiş ne de düşüncelerle ifade edilmiş olmayan yaşam yorumu kişinin kendi başyapıtıdır. Çocuk, belli miktarda eğitimden sonra yaşam biçimini oluşturmak için kendisine yardımcı olan hareket yasasını böyle kazanır ve bireyi tüm yaşamı boyunca buna uygun olarak düşünür, hisseder ve davranırken görürüz.
Yine de herkes nazlatılmaktan hoşlanır. Oldukça fazla sayıda insan pohpohlanmaya olağanüstü bir eğilim gösterir. Annelerin çoğu çocuğunu şımartmadan yapamaz. Şans eseri, çok sayıda çocuk böyle bir muameleye karşı öylesine şiddetli biçimde kendilerini savunur ki beklenenden daha az zarar görürler.
Şımartılmış kişiler iyi bir şöhrete sahip değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Aileler şımartıcı olmakla suçlanmaya bayılmaz. Şımartılmış insan da böyle değerlendirmeyi kabul etmez. Şımartmakla neyi kastettiğimiz konusunda sıklıkla şüpheler doğar. Ama deyim yerindeyse, sezgi yoluyla herkes bunu sağlıklı gelişmenin önünde bir engel ve bir yük olarak hisseder.