Victor Hugo'nun başyapıtı, muhteşem Sefiller'i çok uzun zamandır, okuma listemde olan çok merak ettiğim bir romandı. Sefiller'i okumadan önce açıkçası okurlar tarafından çok beğenilen bir roman olduğu için, acaba çok mu abartılıyor ya da bekletimin altında Bir roman mı? Olacak gibi kaygılarım ve korkularım vardı. Doğrusunu söylemek gerekirse beklentimin çok daha üstünde bir roman oldu. Böylesine muhteşem bir romanı okuduğum için kendimi çok ama çok şanslı hissediyorum. Okumayanlara da şiddetle tavsiye ediyorum, romanın kalınlığı sizi hiçbir zaman korkutmasın, zevkle okuyacağınız bi roman olacak. Romanı on üç günde çok zevk alarak bitirdim, ve en kısa zamanda tekrardan okuyacağım. Bin yedi yüz sayfalık romanın her sayfası, her yaprağı Victor Hugo'nun muhteşem kalemiyle inanılmaz bir akıcılıkla yazılmış. Dünya edebiyatının en çok satan, en çok okunan romanlarından biri, Victor Hugo'nun muhteşem Sefiller'i
.
.
.
Kitabımız, Sırf aç kalan yeğenlerini doyurmak için, bir ekmek çalıp 19 yıl boyunca Pranga'ya kürek mahkumiyetine çarptırılan Jean Valjean'ı konu alan bir romandır. Aldığı ağır cezanın bedelini ömrü boyunca ödeyen Jean Valjean'ın, Fransız Sosyo-Ekonomik-Adalet'ini eleştiren Sefiller'i.
.
.
.
Romanı kısaca incelersek. Jean Valjean, on dokuz yıl aradan sonra özgür olup Digne kentine geldiğinde pansiyonda ki insanların ona alçakça, vahşice, acımasızca, iğrenç davranışları, onu kovmaları ne kadar doğruydu. Ya da daha doğrusu Fransa devletinin, cezalarını çeken kürek mahkumlarına sarı kimlik belgesi vermesi ne kadar doğrudur. Bu kimlik toplumu: kin, nefret ve düşmanlığa sürüklemiyor mu? Jean Valjean, insanların ne derece kötü, aşağılık birer varlıklar olduğunu bildiği için ekmeği çalma zorunluluğunu hissetmiş olabilir mi? Çünkü isteseydi de belki de vermeyeceklerini