Her eleştiri senin yanlış bir şey yaptığın anlamına gelmez. Ama onların işine gelmediği anlamına gelebilir. Eleştiriliyorsan dikkate alınıyorsundur zaten.
Onu seviyordum. Hem de çok. Böyle bir aşk sadece kalpten ve zihinden oluşan bir şey değildi. Hissedebilecek ve sonunda unutulacak, insana dokunmadan dokunulabilecek bir şey değildi. Hayır... bu aşk başka bir şeydi. Geri alınamaz bir şey. Ruhun bir parçasıydı.
Onu seviyordum. Her şeye rağmen. Yalanlara, ihanete, incinmeme rağmen. O sevgiye karşılık verip vermediğini bilmiyordum ve umursamadım da.
Cehennemde yanmaya mahkumsa onunla yanardım.
Fakat vücudumun düşmesini, bacaklarımın kasılıp seğirmeye başlamasını izlerken gözlerinde anlayıştan eser yoktu. Sadece şok, öfke ve... iğrenme. Önümde diz çöküp nazikçe göz yaşlarımı silen adam gitmişti. Beni çatıda tutan, şakalarıma gülüp onurumu savunan ve beni yıldızların altında öpen adam gitmişti.
"Seni bırakmamı ya da sana sırtımı dönmemi isteme." Parmakları yavaş, eziyetli dokunuşlarla kolumdan aşağı indirdi. Başım geriye, omzuna düştü, dudakları boynuma doğru hareket etmeye devam ederken gözlerim kırpışarak kapandı. "Nereye gidersen ben de oraya gideceğim. Nerede kalırsın ben de orada olacağım."