Rusların bağlı olduğu Ortodoksluğu denetlemek ve komünizme karşı kullanmak isteyen Amerika, Türkiye'de kurulu bulunan Fener Ortodoks Rum Patrikliği'ni tüm dünya ve Rus Ortodokslarının bağlanacağı tek odak konumuna yükselterek, Rusya'daki Ortodoksları Fener Patrikliği üzerinden komünizme karşı örgütlemeyi amaçlıyordu. İstanbul'daki Fener Ortodoks Rum Patrikliği tıpkı Osmanlı döneminde olduğu gibi ekümenik, eşdeyişle tüm dünya Ortodokslarının yönetildiği tek odak konumuna getirilmeli ve Amerika'nın buyruğunda çalışmalıydı. Türkiye'de 21 Şubat 1946'da Fener patriği olarak seçilen Maksimos'u Sovyet yanlısı olduğu savcıyla 1948'de istifa ettiren Amerika, onun yerine Kuzey ve Güney Amerika Başpiskoposu Athenagoras'u çabucak Türk vatandaşlığına aldırtıp Fener Patrikhanesi'ne oturtmuştu...
“Marxizmin ikinci önderi Engels, kendisi dokuma fabrikatörü bir İngiliz emperyalist kapitalisti olduğu için İngilizlerin Hindistan'da yerli kumaş üretimini üreticilerin başparmaklarını keserek yok ettikleri gerçeğini yoksaymıştır.”
hapiste olan Necmettin Erbakan ve arkadaşları şaşkınlık içinde, "Yahu bu darbe bizi içeri attı ama, bizim partinin programını uyguluyor, bu nasıl iş ! " diye hayıflanıyordu . Bu, "öyle" bir işti; NATO'nun Türkiye'ye verdiği Yönetimi İslamcılaştırma ve Yeniden-Osmanlılaştırma görevi özünde askerlerindi; buna direnen subaylar çoktu orduda, ama uygulayalım diyen subaylardı iktidarda olan.”