Bir ülke düşünün: Depremlerle sarsılan, orman yangınlarıyla ciğeri yanan… Kadın cinayetlerinin her geçen gün arttığı, ekonomik olarak dışa bağımlı hâle gelmiş bir ülke. Her yıl sayıları artan diplomalı işsizlerin, şiddete uğrayan sağlık çalışanlarının yaşadığı bir coğrafya...
Ve şimdi bu ülkenin liderini düşünün: Dini, toplumu yönlendirme aracı olarak kullanan, adalet mekanizmasını kendi siyasi hedefleri doğrultusunda şekillendiren bir lider. İslam'ın güncellenmesi gerektiğini savunmuş, geçmişte “kandırıldık” sözlerini defalarca tekrar etmiş, zaman zaman İslam karşıtlarının tezlerine zemin hazırlayan bir figür.