Varsayalım ki ben, dalavereci, aptal, zalim biriyim, her şeyi kendim için istiyorum, güç istiyorum. Bu bir olgu, bu benim gerçek halim. Öte yandan herkese kardeşçe yaklaşmam gerektiğini düşünüyorum, sırf dindar insanlar öyle dediği için ve ayrıca öyle demek çıkar sağladığı, uygun düştüğü için. Dolayısıyla bir kardeşlik idealini yaratıyorum. Aslında kardeşlik yanlısı biri değilim ama türlü nedenlerle öyle olmak istiyorum, böylece ideal benim otoriteme dönüşüyor.
Mal mülk bize aittir ve başka birinin onu gasp etmesini istemeyiz, bu nedenle kendi mülkiyetimizi(* başkalarından koruyacak bir devlet kurarız. Devlet bizim otoritemiz olur; bizi, hayat tarzımızı, düşünce sistemimizi koruması için icat ettiğimiz bir otorite**dir devlet.
Eğitimli" oldunuz, mastır veya doktora sınavlarını geçtiniz, sırf para kazanmak zorunda olduğunuz için hoşlanmadığınız bir işe girdiniz; evlendiniz, çocuk yaptınız ve hayatınızın geri kalanını bu şekilde geçireceksiniz. Sefil, mutsuz, huysuz olacaksınız; daha fazla bebek, daha fazla açlık, daha fazla sefalet dışında sizi geleceğe bağlayan bir şey olmayacak. Eğitimin amacının bu olduğunu söyleyebilir misiniz?
Hiç kuşkusuz, bizim bu dünyada ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla taklitçi, daha fazla lider ve daha fazla takipçi değildir. Bizim şimdi ihtiyaç duyduğumuz şey tüm bu sorunları yüzeysel veya üstünkörü değil de derinlemesine incelemeye başlayan sizin ve benim gibi insanlardır. Ancak o zaman zihin yaratma özgürlüğüne, düşünme özgürlüğüne, sevme özgürlüğüne sahip olabilir.
Eğitim bizim doğayla, varlıklarla ve diğer insanlarla nasıl doğru ilişkiler kurabileceğimizi keşfetmenin bir yoludur.