Eski düşünme biçimlerini, köhne fikirleri, önyargıları, boş inançları ve uzlaşmaları terk edebilmek için bir Okul'a, bir yönteme, bir kaçış planına ihtiyaç vardır.
Bunun için insanın kendi hapishanesinin farkına varmış, dünyanın insanı uyutarak dayatma yoluyla anlattığı öyküsünden ve boğucu yasalarından kaçabilmeyi başarmış bir kişi ile karşılaşması gerekiyor.
Sıradan insan düşlemez, o sadece kendisine dayatılan hipnotik bir hayat masalına körü körüne itaat eder. Eşsizligini, yaratıcı doğasını çoktan unutmuştur çünkü, kendisine erişme imkanı yoktur.. o kendini tanımaz!..
Bizim bütünleşmekteki eksikliğimiz, dış dünyada canavarları yaratmaktadır. Bölünmüşlüğümüz ise karşılaştığımız şiddeti yaratır. Kendini başkalarından ayrılmış hissetmek, içimizdeki suç işleme egilimini besleyen bütünden kopmuşbir oluş'un sonucudur ve bir gün olaylar dünyasında; şiddet, saldırı, çatışma ve eziyet biçiminde oryaya çıkacaktır.
Herkesin uyuyan güzel olarak bildiği bir masal vardır. Onun gercek adı La belle au bois dormant- Uyuyan Ormandaki Güzel'dir.
Uyuyan Orman; bize anlatıldığı şekliyle dünyadır; yoksulluk ve çatışmadan kırılan, hipnozla uyutulmuş dünya. Güzel ise; iradenin ve 'ben' in yeniden uyanışı, yani 'düş'.