Her ne kadar hüzünlü bir kitap da olsa, hayatı dolu dolu yaşamak gerektiği ana fikrini de veren kitaptır.
Bu arada Türkiye’nin küçük bir kasabasında (hala kalan küçük kasabalardan birindeyseniz:) basit bir hayat yaşamayı kabullenmişken, Paris’e gidip gerçekte olmayan Cafe Marquis’te kahve içip, kuruvasan yeme isteği uyandırması kitabın diğer bir yan ektisidir:)
Filmi de vardır, benim gibi farkında olmadan, kitabı okumadan yıllar önce değil de, kitabı okuduktan sonra izlenmesi daha güzel olacaktır:)