Benim dilim, halkın dilidir. Konuşmamı pek kaba, pek candan bulur, çıtkırıldım züppeler. Bütün mürekkep balıklarıyla kalem tilkilerine daha yabancı gelir sözlerim.
Düşüm, nasıl güvenle bakıyordu bu sonlu dünyaya; ne bir merak ne bir istek ne bir korku ne bir yalvarma..
Sanki yuvarlak bir elma, serili yumuşak, kadife kabuklu, olgun, bir altın elma kendini elime sunuyordu.
Dünya, böyle sunuyordu bana kendini.
Hele kendilerine "iyi" diyenlerin, en ağılı sinekler olduklarını gördüm.
Onlar, tam bir suçsuzluk içinde sokarlar, tam bir suçsuzluk içinde yalan söylerler; bana nasıl doğru davranabilirlerdi?
"En yüce dağlar nereden çıkarlar?"
Diye sorardım eskiden.
Denizden çıktıklarını öğrendim sonra. Bunun kanıtları, onların kayalarına, doruklarının eteklerinde yazılıdır.
En derinden çıkmalı en yüce, kendi yüceliğine.