“Duygularımız değişiyor, düşüncelerimiz değişiyor, zevklerimiz, isteklerimiz değişiyor, beklentilerimiz değişiyor.
Ama değişmeyen bir şey var.
Galiba hayatla kurabileceğimiz en güvenli ilişki de o soruda saklı.
Değişmeyen ne?
Sende ne değişmiyor?
On üç yaşımda öğrendiğim Valery’nin "Ben sürekli değişiyorum, ben kimim" sorusunun cevabını galiba öğrendim.
Sende ne değişmiyorsa, sen o’sun...
Biraz tuhaf, tutkulu bir çocuktum ben. Büyüklerin her duyguyu kendilerine ait sanarak "Çocuktur, çabuk unutur" diye küçümsedikleri o talihsiz dönemlerde bir daha hiç unutmayacağım, içimi yakan aşklar yaşamıştım.
Uzun süren, beni ketumlaştıran ve yalnızlaştıran aşklar.
Kimseye anlatmazdım duygularımı.
Kendi başıma sever, kitaplar okur ve hayaller kurardım.
Şehrin bir ucundan diğer ucuna tek başıma yürür, yollarda, okuduğum romanlara benzer maceraları sevdiğim kızla aklımdan yaşardım.
Ortaokulu bitireceğim yıl kapıcının kızına aşık oldum.