Son nefesini dosdoğru önüne vermiş, uçsuz bucaksız kırlara son bir soluk daha göndermişti. Saklanan ve ölümü kabullenen hayvanlar gibi, bir komşusunu bile rahatsız etmemiş, işini tek başına görmüştü.
Birbirlerini anlıyorlardı, ayrı yaşamışlardı ayrı ölmek istiyorlardı. Kont bencilliğin o buruk hazzına sahipti, yalnız başına, yatağının etrafında yapmacık kederlerin sıkıntısını yaşamadan ölmek istiyordu. Kendisi ve kontes için baş başa kalmanın o müthiş bulantısını elinden geldiğince kısalttı. Soylu bir beyefendi olarak son isteği kimseyi rahatsız etmeden, tiksindirmeden, uygun bir şekilde ölmekti.