Diğer yandan siz böyle konuşunca nedense bir makine hakkında konuştuğunuz hissini uyandırdı bende. O dünyada problemler, o parçaların anlaşılmasıyla değil, atılmasıyla çözülüyor.
Ahu utanmıştı. Ama bu duyduğu tam olarak içindekilere karşılık geliyordu. Bunu kendisine bile bu netlikte ifade edemediğini fark etti. Saklambaçta yakalanmış bir çocuk gibi hissetti, yüzü mahcuptu. Sanırım çıktı ağzından.
Hepimiz bebek ve çocuk olduk. Hepimiz bir başkasının insafına bırakıldığımız için çaresizlik, korku, öfke duyduk, kırıldık, gücendik. Bunların kayıtları var içimizde. Dolayısıyla hepimizin içinde istek ve ihtiyaçları karşılanmadığında, yetersizliğini, cehaletini hissedip utandığında ya da duyguları karşılıksız kaldığında bağırıp çağıran, tutturan, şiddete meyleden ya da alınan, küsen, kendine acıya acıya, dudağını büke büke ağlayan bir bebek var. Bu demektir ki hepimizde bir parça patolojik narsisizm yatkınlığı var ve olumsuz koşullarda, istek ve ihtiyaçlarımızı karşılayamaz hâle geldiğimizde ortaya çıkabilir. İşte o bebek benliğin yönetimini ele geçirdiğinde sağlıklı narsisizm bozulmaya başlar.