Batı Rönesans'ı, İslami tefekkür tarzında aldığı her türlü bilgi ve yöntemi profonlaştırmıştır. Yani onun kutsal içeriğini boşaltmış, bu bilgi ve yöntemi boş kalıplar halinde benimseyerek içeriğini dünyevi ve cismani bir anlayışla doldurmuştur...
Aslında Batı için mesele olan şey, geri kalmış diye baktığı ülkelerin derdine derman olmak değil, fakat mevcut sömürü düzenini sürdürme imkânlarını "bilimsel bir tabana" oturtma eldişesi ve gayretidir...
Batı insanı, İslam'ı reddederken bilinçli bir tutum içindedir. Batılılaşmış insanın tutumuysa, sadece bir kör inanç halinde belirmektedir. Batılı, neyi, niçin reddettiğini bilincindedir. Batılılaşmış insansa önyargıyla reddediyor....
Bugün Müslümanlar, belki de dünyanın her yerinde, şu veya bu tonda, şu veya bu bağlamda, şu soru ile karşılaşıyor :Siz ne istiyorsunuz?
Basit yalınkat bir cevapla:
"Sadece Müslümanca yaşamak" denildiğinde şaşkınlık yaşanıyor. Peki, böylesi basit bir talep için bu hengame niye? Bu vaveyla bu kadar basit bir talep için mi koparılıyor? Bu basit cevap karşısında şaşkınlık yaşanıyor ama öte yandan bu kadar basit bir dilekte bulunan birinin dünyanın çoğu yerinde zindanlara atılması, işkenceye uğratılması umursanmıyor. Bunlar olağan görülebiliyor....