Nitekim herhangi bir ideoloji de ona inandığını söyleyen kimsenin o ideolojiyi uygulayıp uygulamadığı nı kimse umursamıyor, ama İslam söz konusu olduğunda, kendisine Müslümanım diyenden Müslümanca yaşaması Müslümanca tutum ve davranışlarda bulunması bekleniyor...
Kişinin kendini "kul" olarak idrak etmesi, onun bütün sonuçlarını yerine getirmesi yükümlülüğünü de beraberinde getirir. Kul olma, Allah karşısında ve yalnız O'nun karşısında aczini kabul etme. O'nun emirleri dışında veya onun emirlerine karşı vuku bulacak başka her türlü emir ve yasağı batıl sayma ve reddetme sonucunu doğurur. Müslüman'ın Müslüman olmayandan farkı somut biçimde bu son noktada tebellür eder...
İslam ahlakı denilen telâkki, alışverişinde doğru davranmak, yalan söylememek gibi hususlardan ibaret değildir. Bunlar gereklidir. Fakat ahlakımızı sadece belli bir kesitini oluşturur. İslam ahlakı, aynı zamanda ibadetlerimizin de eksiksiz yerine getirilmesiyle bütünlenir...
Önemli olan İslam'ın ruhunu eksiksiz kavramış olmada... Müsteşrik kafasıyla kitabın tümünü ve bilinen bütün hadisleri ezberlemiş olmak iman bakımından işe yaramaz. O kimse isterse alim diye kabul edilsin...