Bir keresinde canım arkadaşlık çektiğinde oturdum dostlar sofrasına ve onlarla içtim şarabı fakat ne başımı bastı ateşi ne de göğsüme doldu. Ayaklarıma gitti yalnızca. Kupkuru kaldı bilgeliğim ve mühürlendi yüreğim. Yalnızca ayaklarım ortak olmuştu sislerine.
Daima bir kıyı özlemi içinde olun. Ancak öylelikle konuşup sesinizi duyurabilirsiniz.” Peki ya kimsenin duymadığı bir yere vuran dalga? İçimizdeki en derin kedere annelik eden duyulmamış sesimizdir o. Fakat bizi yontup şekle kavuşturan, kaderimizi çizen de o duyulmamış sesin kendisidir yine.”
Deniz ve denizcilerin kuralıdır: Özgür olmak istiyorsan şayet, sise dönüşmeyi bileceksin. Biçimi olmayan her şey biçim arayışındadır daima, binlerce nebulanın güneşe, aya dönüşme arzusu gibi.