“Görüyor musun, işte bu: Kuşku duymak, her şeyden kuşku duymak, hiçbir şeye inanmamak lazım. O zaman gerçek diye bir şey de yok. Kuşkusuz gerçeklik yok,” diye bağırdı yeniden Kötü Ruh.
Peygamberler ‘Tanrı’yı ve ona yakın olanı sev’ diye öğüt veriyorlardı. Bütün ilahi emirlerin, dinlerin ve peygamberlerin öğretisinin anlamı ve özü bu sevgide saklıdır.’’
Eve dönen aile reisinin elinde bu kutuları gören çocukların yüzü aydınlanmakta, ev hanımının gözleri minnettarlık ve sevgi duygusu ile parlamaktadır çünkü kocası, emeğinin karşılığı olarak elde ettiği değerli kazancını meyhanelerde sarhoşluk getiren zehirli maddeye harcamamış, tam aksine, bu sevinç ve tokluk kaynağı olarak, evin kapısından içeri girmiştir.
Fakat Sokrates, Phidias ve Perikles’in çağdaşlarının erişmiş olduğu hayat bilirkişinin temel kuralı “Hiçbir zaman aşırıya kaçmamak” şeklindeydi. Bu kural her şeyin zamanında, ölçülü, yerli yerinde yapılması, tek taraflı ve aşırı davranış ve hareketlerden kaçınılması anlamına gelmektedir.