Hiç "O gün o kararı vermeseydim, bugün hayatım nasıl olurdu?" diye düşündüğünüz oldu mu? Nora Seed, tam da bu sorunun ağırlığı altında ezilirken kendisini yaşamla ölüm arasında, uçsuz bucaksız bir kütüphanede bulur. Burası, seçmediğimiz yolların, vazgeçtiğimiz hayallerin ve "keşke" dediğimiz her anın raflarda hayat bulduğu bir duraktır. Kitap, aslında bir "pişmanlıklar rehberi" gibi başlıyor. Matt Haig, insanın kendi hayatına dışarıdan bir gözle bakmasının ne kadar sarsıcı ama bir o kadar da iyileştirici olabileceğini kanıtlıyor. Nora’nın her bir kitapla (yani her bir ihtimal dahilindeki hayatıyla) yaşadığı deneyim, okuyucuya şu temel soruyu sorduruyor "Kusursuz hayat gerçekten var mı, yoksa sadece yaşanmamış hayatlar mı kusursuz görünür?"