Sen ki bir gülsün,
ey gül!
(O kadar çok. o kadar çok. o kadar çok)
Ben her gün bir çarşıyı bir uçtan bir uca giderim
Ağaçlara bakarım, bir suda dururum
Bir kuş bir sokağı önüne takar götürür
— Biraz sonraydı yüzün
Diye geçiririm içimden
Bir kadının balkona astığı barok çamaşır
Bembeyaz soluğunu boşaltır ağzıma benim
Sen sonra hafifçe tutar öpersin beni
Ben bir daha bir uçtan bir uca giderim çarşıyı.