E.Y

Hz. Ömer (radıyallahu anh) evlenmediğinden dolayı Ebû Ez-Zevaid'e şöyle demiştir: "Seni evlenmekten alıkoyan şey ya acizliğin evliliğe güç yetirememen ya da facir olmandır." İbni Abbas (radıyallahu anh) ise: "Kişinin yapmış olduğu ibadetler, evleninceye kadar tam değildir." demektedir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir erkek eşine mehir verebilecek bir maddi güce sahip ise ve diğer aile için gerekli masrafları ve nafakayı temin edebilecek durumdaysa bunun yanında vücudu da sağlıklı, sıhhatli ve eşinin cinsel ihtiyaçlarına cevap verebileceğinden emin ise ve ayrıca evlenmediği halde kesinlikle zinaya düşeceğine korkuyorsa bu kişinin evlenmesi vaciptir. Bu kişinin evlenmekten kaçınması hiçbir şekilde caiz değildir. Çünkü zinadan uzaklaşmak vacip olup bunun yolunun da evlenmekten geçtiği herkes tarafından malumdur. İslam fıkhında bir kaide vardır. Eğer vacip başka bir vaciple tamamlanıyorsa, o vacibin yapılması da vacip hale gelir. Yani haram olan zinadan uzaklaşmak vacip ise, bu vacip de evlilik ile yerine getirilebiliyor ise bu evliliği yapmak da vacip hale gelmiş olur.
Müslüman kadın, Allah Teâlâ'nın kendisine ihsan ettiği iman nimetini hatırlar; salih kocasıyla birlikte yaşamak ve bu hayattaki tüm hayırlar, kendisine kalp huzuru ve gönül rahatlığı veren her şeyle birlikte ona mutluluk verir. O, sorumluluklarını gönüllü olarak yerine getirir ve bu konuda aşırıya kaçmaz. Arzularının etkisiyle hayatının saflığını bulandırmaz. O, sevgi doludur ve Allah'ın nimetlerine şükredicidir. Dünyada kendisinden aşağıda olana ve din konusunda ise kendisinden yüksek olana bakar. Toplumsal davranış kurallarını bilir. Tavır ve davranışları doğrudur. Dili; sözleri ve konuşması iffetlidir. Dilini korur ve sadece güzel olan şeyleri söyler. Saçma, boş ve alay içeren konuşmalar yapmaz. Allah'a ibadet konusunda kocasına yardımcıdır. Aile bireylerinin hepsine sevgi ve özen göstermek için tüm çabasını harcar. İşte hayırlı nesillerin, güçlü bağ kurmak ve sağlam temel atmak için ailelerinden istedikleri budur. Bu, ailelerin oluşumunda bu dinin öğretilerine dönüş yapmanın ve eş seçiminin, takva ve doğruluk temelleri üzerinde yer almasının gerektiğini ilan ediyor. Kadını kocasına iyilik yapmaya sevkeden konulardan biri de Allah Teâlâ'nın hakkını/tavsiyelerini yerine getirme gayretidir. Eğer hata yaparsa, tevbe edip hakka döner. Bâtılda ısrar etmez. Hatasını bilir ve bundan dolayı üzülür. Kendi evini korur. Böylece ideal hanıma yaraşır biri olur.
İdeal hanım, (mübah sınırlar çerçevesinde) görünüşünün güzel olmasına dikkat eder! Evde, şık, güzel görünümlü, hoş kokulu olur. Kendisini en güzel durumda görmesi için kocasına süslenir. Evde olduğu ya da evde kendisi için süsleneceği yabancı biri olmadığı düşüncesiyle giyim-kuşamını ihmal etmez!
Kadınlardan bazıları, çocukları, kendilerini davet çalışmalarından alıkoyan bir engel olarak görürler. Onlardan biri, bunu üstlenen bir anne olarak, diğerlerinin de görevlerini üstlenir. Bu samimi kızkardeşime diyorum ki! Kuşkusuz senin işin, aile bireylerinin hidayetidir. Bu yükü, çocuklarını İslam sevgisi üzerine eğitmede yüklenirsin. Çocuklarını eğitmeyi bırakıp birçok derse ve konferansa katılman bu yüzden kabul edilmez... Mümin annenin kucağında çocukların eğitilmesi, asil bir hedeftir. Hiçbir hedef buna denk olamaz. Müminlerin önde gelenleri, güzel bir şekilde eğiten annelerin çocuklarıdır! Dünyayı mahveden, kindar ve kötü kimseler ise, kendileri kötü olmayan ancak kötü eğitim vermiş olan annelerin (bu eğitiminin!) ürünüdür/sonucudur!