Nevevî rahimehullah der ki: "Kendisine bir konu hakkında dedikodu gelen ve ona, 'Falan, senin hakkında şöyle şöyle diyor' denilen kimsenin yapması gereken birkaç şey vardır:
1- Onun söylediklerini kabul etmemesi gerekir, çünkü o, dedikoducu ve fasıktır.
2- Ona bunu yasaklar, nasihat eder ve yaptığı fiili çirkin sayar.
3- Ona, Allah Teâlâ için buğzeder. Çünkü o kimse, Allah Teâlâ'nın katında buğzedilenlerdendir. Allah Teâlâ'nın buğzettiği kimseye de buğzetmek gerekir."
Evine rahatı ve huzuru getiren saliha ve samimi eş ne güzeldir! Doğruluktan ayrılmadığı için, kocasına birtakım problemler çıkartmaz. Ki bu problemler -genelde- iftira, yalancı şahidlik, hatta zina vb. gibi birtakım günahları işlemektir... Bütün kötülüklerin kaynağı ise yalandır.
Bu üstün ahlâkı çocuklarına aktaran, örneklik ve benzetmeler yaparak öğreten doğru ve samimi kadın ne güzeldir!
Böylece o, gerçek anlamıyla "nesillerin eğiticisi" olur.
İdeal hanımın, kadının yerinin evi olduğunu unutmaması gerekir. Kadının evi; çekişme, ayrılık ve düşmanlık yeri değil, ailesini bir arada tuttuğu yerdir.
Çabasını; kötülükleri çekmek yerine, kötülükleri kaldırmak; sürtüşmeyi arttırmak yerine sürtüşmeyi gidermek için harcaması gerekir.
İşte böyle... Tatlı sözler, güzel edeb ve hoş davranışlarla, kalplere mutluluk, rıza ve huzuru yayar.
Ebu Derda'nın, hanımına söylediği şu söz ne kadar da güzeldir: "Benim öfkelendiğimi gördü-ğünde, beni razı et. Ben de senin öfkelendiğini gördüğümde, seni razı edeyim. Aksi halde beraber olamayız (ve kısa sürede ayrılırız)."