E.Y

Emanet sahibinindir. Onu sattığın zaman artık alıcısı onun üzerinde tam tasarruf sahibidir. Onu dilediği gibi kullanır. Onu istediği yerde alır, istediği yere koyar. Dilerse onu zengin kılar, dilerse fakir... Dilerse uzun bir ömür verir, diler kısa bir ömür... İşte sen de bu şekilde nefsini Allah'a sattın iman etmekle. Artık tek sahibin, hayatının üzerinde yegane Mutasarrıf rabbindir. Seni dilediği gibi kullanır. Dilerse sana uzun bir hayat verir, dilerse düşmanlarını başına musallat eder. Dilerse seni zengin kılar, dilerse bir ekmeğe muhtaç kılar. Seni dilerse saraylarda yaşatır, dilerse zindanlarda...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Allahu Teâlâ davetçileri ve mücahidleri, bu derecelere yükseltmek istediğinde; düşmanlarının elleriyle onların canlarını alır. Büyük iyilikler ya da şiddetli belalar dışında hiçbir şeyin keffaret etmeyeceği büyük günahlar vardır. Allahu Teâlâ kendi dostlarına, küçük veya büyük, önceki veya sonraki günahlarını affetmek için belalar takdir eder. Hatta onların hatası kalmaz. Bu halde iken Rableri onları kabul eder ve hatalarını azaltılır. Fadlından dolayı böyle cömert davranır, yüce dereceler ile nimetlendirir. Belki de Tirmizi'nin Ebu Hureyre'den (radıyallahu anh) rivayet ettiği hadis-i şerif, bu anlama işaret etmektedir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: "Mü'min erkek ve kadının; nefsinde, çocuğunda ve malında bela eksik olmaz. Tâ ki hatasız olarak Allah'a kavuşsun."
Kuşkusuz Allahu Teâlâ, bazı kullarını şehid olmaları için seçmiştir. Onları öldürmeleri, kendi rızası ve sevgisi uğrunda kanlarını akıtmaları, nefislerini Allah yolunda feda etmeleri için düşmanları onların üzerine musallat etmiştir.
Cabir bin Abdullah'tan (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: "Allah'ın babana hazırladığı nimeti sana müjde edeyim mi?" dedi. Ben: "Evet!" deyince: "Allah, hiç kimse ile yüz yüze konuşmuş değildir, daima perde gerisinde konuşur. Ancak, babanı ihya etti, perdesiz konuştu ve: "Ey kulum, ne dilersen benden iste vereyim!" dedi. O: "Ey Rabbim, beni dirilt, senin yolunda bir daha öldürüleyim!" dedi. Allahu Teâla: "Ben daha önce şu hükmü koydum: "Ölenler artık geri dönmeyecekler!" buyurdu. Abdullah dedi ki: "Ya Rabbi, arkamdakilere haberimi ulaştır." Bunun üzerine şu âyet nazil oldu: "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah'ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar." (Al-i İmrân, 169)