Geleneğin, bırakın saygı görmeyi, tahkir edildiği, klasik şiir ve edebiyatımızın sembol ve motiflerinin tamamen terk edildiği ya da "demode" kabul edildiği, "Güllerin ve Bülbüllerin" birlikte "şiirden sürüldüğü" bir edebiyat ortamına doğdu. Karakoç böyle bir dönemde "Gülü ve Bülbülü" yeniden aşk'ın ve şiir'in konusu haline getirdi.
"...Kültürüyle, kendi öz medeniyetiyle ilgisini kesmiş nesiller, ne kadar iyi niyetli olursa olsunlar, karanlıkta, ışıksız ve gözsüz yürüyen yaratıklar gibi, yabancıların avı olmaya mahkumdurlar. Köprü yıkılmışsa, önce onu onarıp sonra üzerinden geçmeyi düşünmek gerekir."
(Çağ ve İlham)
Müslüman, derinleş. Eşyaya olduğu kadar insana ve toplumlara doğru da derinleş. Öyle derin ol ki sendeki çekim gücü eşya ve insanı bir vehim dünyasının buğuları gibi senin sularına çeksin. /Sezai Karakoç