Vizyonlarını tutkuya dönüştüren gerçek vizyonerler büyük işler başarabilir. Tutku olmaksızın yapılabilen işleri herkes yapabilir, bunun için vizyonerlere ihtiyaç yoktur. Tutkulu insanlar vizyonlarına giden yolda büyük özverilerde bulunmaktan çekinmez. Kendi olanaklarının sınırları içinde önemli maliyetlere katlanmadan vizyonlarını başkalarına satmak isteyenlere güvenilmez. Parlak gelen bir fikri yatırımcılara pazarlamak çabasında veya devlete arkasını dayayıp iş yapmak peşinde olmanın vizyonerlikle hiçbir ilgisi yoktur.
Oysa başarı kadar başarısızlıkla iş yaşamının ve girişimciliğin doğasında vardır. Sadece hayalperestler başarısız olmaz, başarısızlığın birçok nedeni olabilir. Vizyoner sıfatını hak etmeyen sıradan iş insanı ne kadar çoksa, hayalperest nitelendirmesini hak etmeyen başarısız iş insanı da o kadar fazladır.
Aslında "patron şirketi" olmaktan çıkmak için kurumsallaşmadan önce profesyonelleşmenin vazgeçilmez bir ilk aşama olduğunu kabul etmeliyiz. Profesyonelleşme, şirketlerimiz için başarılı olmanın, hatta ayakta kalmanın önkoşuludur.
Aile şirketleri artık tarihe karışmış Bir ekonomik düzenin kalıntılarıdır. Profesyonel yönetimi dışlayan, sık sık aile içi çekişmelerin kurbanı olan, sermaye piyasalarının getirdiği olanaklardan yararlanamayan aile işletmeleri çağdaş ekonomilerin gereklerine uyum sağlayamaz. Çok ortaklı, halka açık büyük şirketler çoktan ekonomilerin itici gücü olarak aile şirketlerinin yerini almıştır.