Hayatını, başkalarının ipleriyle dans etmeye adarsan; yaşayacağın hayatını, kaderini ve dahi kendi sonunu yazma hakkını bile başkalarına teslim edersin.
İnsan pek çok şeyin müzesidir.
Anıların müzesi, acıların müzesi, gözyaşlarının müzesi, yaşananların müzesi… En çok da yaşayamadıkların müzesidir.
Hayatımız bir şeyleri biriktirmekle geçip gider. Her şeyi biriktiririz de bir zamanı tutamayız elimizde. Öyle hızlı geçer ki zaman, dönüp baktığımızda üstü tozlanmış anılarımızdan başka bir şey göremeyiz geride.
Kimimiz gözyaşlarımızla doldurur müzesini. Kimimiz de sevinçleriyle. Acıları fazla olanın müzesi daima yaşlı olur. En acınası olan da hiç bir şey biriktirmeyen insanlarıdır.
İnsanlar, başkalarının hayatlarını yargılamayı çok sever. Çünkü uzaktan gördükleri ışığın ardında saklanan karanlığı görmezden gelirler. Bilmezler ki o hayatlarda, kendi gizledikleri yaralardan çok daha derin izler vardır.