Mustafa

Mustafa
İnsan olmanın yükü var... x=y ise Sen=Ben olmalı Denklemi kurduğun an kavuşmalı... Siteyi GT amaçlı kullanmıyorum!
Lisans UÜ
Kahramanmaraş
28 Temmuz
911 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
*El İyisi "
Yıllar önce deprem zamanı konteyner kent yöneticiliği yaptım. Konteyner hakkı elde edenler arasında lisede çok samimi olduğum bir kız arkadaşıma denk geldim. Evlenmiş iki tane de aslanlar gibi evladı olmuş. Halini, hatrını sorduktan sonra eşini sordum. Ne iş yaptığını, ailesine ve evine karşı nasıl olduğunu sorunca; "El İyisi." dedi... Kelimeyi ilk defa duyduğum için nasıl yani demek zorunda kaldım. Geçmiş günlerdeki samimiyetin de getirdiği güvenden olsa gerek başladı anlatmaya. "Evin içinde ruh gibi olduğunu, telefona, televizyona gömüldüğünü, değil eşi çocuklarına bile ilgi alaka göstermediğini ve evin dışına çıktığında herkesin yardımına koştuğunu, kimin sıkıntısı varsa kendinden bile ödün vererek sıkıntısını giderdiğini herkesi mutlu etmeye çalıştığını vs vs" dile getirdi. Nasıl zihnime işlediyse "El İyisi" kelimesi sık sık aklıma geliyor. Biz bizden olana, can, kan ve hayat bağı kurduğumuz insanlara toplum olarak bunu hepimiz yapıyoruz diye düşünüyorum. Bunu neden yaptığımızı ise bir türlü anlamlandıramıyorum. Başkalarına yetişmek için kendimize, kendimizden olana neden kör oluruz aklım almıyor. " Hangi bağa sahip olursan ol, gözün hep başkasının bağında yetişen üzümde olacak sanırım." " Yediğiniz portakalın hayatınızda yediğiniz en güzel portakal olma ihtimali var. Ama en mükemmele ulaşmak adına oturup bir kasa portakalı yemeye çalışırsanız ulaşacağınız şey aptal bir karın ağrısı olacak." Adlı iki söz ile bağlantı kurdum bu "El İyisi" sözünden. Kendimize, kendimizden olana hayatı zindan edip, hep başkasının gözüne girmeye, başkasını mutlu etmeye çalıştığımız için ömrün son demlerine geldiğimizde pişmanlık yakamıza yapışacak. Lakin iş işten çoktan geçmiş olacak. Kıymet şimdi bilinmeyince sonrasında bilinmesinin de hiçbir önemi olmuyor. -MSTFA-
Reklam
6 Şubat asrın felâketi
Nasıl bir sabaha gözlerimizi açtık O gecenin sabahı gün aymak bilmedi Bin endişe bin merak bin telaş Tüyler yine diken diken, Şubat bizim için artık sıradan bir ay olmaktan çıktı, Canlarımız gitti, kanlarımız gitti, Ömrümüzden ömür gitti de O görüntüler gitmek bilmedi gözlerimizin önünden. Siz yoldan araç geçince o uğultuda tedirgin oldunuz mu hiç? İki yıl geçti biz hala o seste birbirimize bakıyoruz. En ufak ses, en ufak gürültü bizi o geceye götürüyor çünkü.
Deprem
Acının dili, dini, rengi olmaz...
Ve sonra; Bir daha hiç benzemedi, Gelen günler, giden günlere...