Ölüm, sanki ta en başından beri yanı başımızda değilmiş ve bize irili ufaklı armağanlar gönderirken hep belli bir mesafede durmuş bir aile büyüğü gibi.
Ruhundaki bu tedavi edilemez yaradan, acele ettirilmişliğin ve üzülmenin eşzamanlı tokadı olan, bu farkındalıkların cezasından ya da bunlarn bedeli olarak kaderin kendisine biçtiklerinden de bahsedebileceğini ummuştu.