"Bugün Lotte'ye gidemedim, başımdan savamadığım insanlar buna engel oldu. Ne yapayım diye düşündüm. Uşağımı ona gönderdim, sırf bugün onu görmüş biri yakınımda olsun diye. Onu öyle bir sabırsızlıkla bekledim, öyle bir sevinçle karşıladım ki! Utanmasam tutup alnından öpecektim. Güneşe çıkarılınca güneş ışınlarını çeken, gece olduğundaysa bir süre ışık veren Bologna taşından söz ederler. Uşak da benim için aynı şeydi. Lotte'nin bakışlarının onun yüzüne, onun yanaklarına, onun ceketinin düğmelerine ve yakasına değmiş olduğu duygusu benim için her şeyi öyle ilahi, öyle değerli kıldı ki! O an birisi bin taler verecek olsa, delikanlıyı yine de kimseye vermezdim. Onun gelmesiyle kendimi çok iyi hissettim.
- Buna sakın gülme. Wilhelm, mutluysak, nedeni hayalet gölgeler değil mi? "
Romanda aşk öylesine muazzam, samimi ve doğal bir üslup tarzı ile sayfalara dökülmüş ki bu cümleleri tekrar tekrar okuyup, hayran kaldığımı dile getirmem gerekli. Genç Werther'in aşık olduğu Lotte'nin yanında olamaması nedeni ile Werher' e Lotte yanındaymış hissi veren her ihtimale, unsura paha biçilemez düzeyde değer verdiğini görmekteyiz. Aşkın, tutkunun ve hayal kırıklığının insan ruhunu nasıl derinden etkilediğine şahit olmuş ve romantizmin öncüsü sayılabilecek bu romanda bütün duyguları derinden hissettim. Yine aynı zamanda romanın "Sturm und Drang " yani Fırtına ve Coşku akımının da izlerine rastlanmış bulundum. Büyük bir tutku ile okuduğum ve duyguları derinden hissettiğim bir kitaptı.Romanda aşk, aşk acısı ve aşkın sebep olduğu varoluşsal arayış, içe kapnanma duyguları ön plandaydı. "Bugün göremedim ama onu gören, onu bana hatırlatan biri, birileri yakınımda olsun o bile paha biçilemez hazinemdir. " Düşüncesine, hissine şahit oldum, bu bir kitapta şahit olunabilecek en kıymetli düşünce,