"İnsanın ruhu vücudunun en bitkin parçası. Ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için hayat sonu olmayan bir yolmuş gibi geliyor bize. Ruhunuzu daha fazla yormayın. Çok fazla ölüm gören biri olarak söylemeliyim ki; sevin... Sanki yarın ölecekmiş gibi çok sevin."
“Sen gelince güçlendim. Nasıl güçlendim... Tek başıma bir tümen yağıyı basabilirim. Şu atın sırtında Asya’yı baştan başa geçebilirim. Gün batısını vurup geri dönebilirim. Seninle bin yıl yaşarım.” diyeceğim yoldaşım,,,
Adına bencillik derseniz rahatsız etmez; ben derin sessizliğimde bile herkesten çok kendimi dinlerim. Henüz susmamışken kendime bıraktığım öğütleri okurum. En çok kendimi severim, kendime kızarım. Kıymeti tartışılır başlı başına bir öykü var oluşum. Müstakil bir paragrafım ben, milyonlarca yazının içinde. Hani şu azıcık önden başlayıp ikinci satır itibariyle sıradanlaşan.
Yaşarsan yarınları, bugünlerin sana öğrettiklerini unutma Gül'şah. Bir avuç toprak için kendini -gereğinden fazla- yorma Gül'şah. Sev, gül, çığır Gül'şah. Yeri incitmeden yürü ve senden daha yorgun dünyâdan, usul usul geç Gül'şah..