her ikisi de hüküm sürme yeteneğine sahipken, krallık mertebesini terk edip başka tür yönetim şekli uyguladılar. Biri demokrasiye, diğeri tiranlığa yönelerek değişik istikamatlere doğru da olsa, ikisi de aynı hataya düştüler. Zira hüküm süren birinin tek amacı tacını muhafaza etmek olmalıdır. Bunu başarmanın tek yolu da, uygun olanı korumaktan çok, uygun olmayandan uzak durmaktır. Demagog ya da despot sayılıp halkın nefretini kazanır. Birincisi hayırseverlik ve hoşgörü, ikincisi bencillik ve insafsızlık yüzünden aynı yanlış sonuca varır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu savaş. Romulus'un son savaşıydı. Daha sonra beklenmedik bir üne ve kudrete sahip olan insanların çoğunun, aslında birkaçı hariç neredeyse hepsinin düştüğü duruma düştü. Kendi başarılarıyla yüreklenerek tahammül edilmez derece kendini beğenmiş oldu, halkın sevdiği davranışlardan yavaş yavaş uzaklaştı ve baskıcı bir yönetim uygulamaya başladı.
Romulus birçok yasa çıkardı. Aralarından en sert olanı kadınlarla ilgiliydi. Buna göre kadınların hiçbir suretle kocalarını terk etmeye hakları yoktu. tersine, çocuklarını zehirlemeye,evin anahtarlarının sahtesini yapmaya, ya da zinaya kalkıştığında erkeğin karısını terk etme hakkı vardı. Sözü geçen nedenlerden başka bir nedenle karsını terk eden kocanın karısına servetinin bir bölümünü vermesi gerekirdi... Romulus'un kanunlarında dikkati çeken başka bir şey de baba öldürme olarak nitelemesidir. Bunun sebebi, insan öldürmeyi büyük günah saydığından, baba öldürmeyi de imkansız olarak görmesiydi. Gerçekten de bu düşüncesi son derece doğruydu, çünkü 600 yıl boyunca Roma'da bu tür bir cinayet işlenmedi. Hannibal'la yapılan savaştan sonra ilk baba katilinin Lucius Hostius olduğu söylenir.
..Sabin kadınlarına çok saygı gösterilirdi. Mesela yolda öncelik onlara verilir, bulundukları bir ortamda kesinlikle çirkin ve ahlaksızca konuşulmaz, önlerinde çıplak dolaşılmazdı. Aksi takdirde suç işlemiş sayılıp yargıç önüne çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya gelinirdi.