Gülpembe

Gülpembe
@Ros__
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:17
Kitap travmalarımızın hayatımızı ne kadar etkileyebileceğini ve bu travmaların aşılmazsa en ufak bir şeyde hayatınızı nasıl altüst edeceğini anlatıyor bize. Hayatına gayet normal bir şekilde devam ederken birden öğretmenlik yaptığı okulda çıkan bir kavgayı ayırdıktan sonra okuldan uzaklaştırma alan Vidar evde ailesiyle ilgili kutuları karıştırırken babasına ait bir telefon rehberi gibi bir şey bulur ve orda eski evlerine ait bir telefon numarasını görür . O numarayı aramakla aslında travmasının peşine düşer. Aradığında açan ölen babasıdır. Şaşırdığım nokta şu Vidar aslında hiçbir zaman şaşırmıyor buna yani geçmişiyle konuşabilmesi ona pek inanılmaz gelmiyor burdan anlıyoruz aslında sadece kendi kurduğu dünyada o an aşmaya çalıştığı bir şeyin olduğunu. Okuldaki o küçük kavga aslında hayatında asla unutamadığı içten içe içinde hala taşıdığı bir şeyin olduğunu ve bunu aşmadan yoluna devam edemeyeceğini anlıyor. Kıvılcım bir kere yanıyor ve alev almadan sönmeyecektir. Kitap gayet akıcı güzel ve zaten hemen hemen hepimizin çocukken aşamadığı yollar açamadığı kapılar ve üstünden geçemediği olaylar vardır. Yazarın çocukluğundan izler taşıması ona farklı bir anlam katıyor.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,409 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:03
Kitap kendini bulma yolunda babasına karşı cephe almış her dönemde her kuşakta yaşanılabilecek bir durumu anlatıyor. Melih küçükken babasının onayını alamayan yaş aldıkça babasından uzak düşen bir birey. Annesi hayattayken yine bir şekilde o eve o babaya ve kız kardeşi Çiğdem’e bağlı kalabiliyor. Annesi vefat ettikten sonra Melih o evi artık kendine bir hapishane olarak görüyor ve bir an önce evden çıkıp kurtulmak istiyor. Çiğdem’in bir türlü anlamadığı şekilde oluyor bu çünkü o babasının ona olan tavrı ve Melihe olan tavrı çok farklıydı. Çiğdem annesinin tanımayan daha küçükken onsuz kalmış ve bu sayede babasıyla yakınlaşmış.Melih’in aksine Çiğdem o evi kendine hep ev olarak görmüş ve o yüzden onu hiç anlamamış. Melih’in bir tık abarttığını düşünüyorum çoğu yerde çünkü insan ailesiyle her türlü sorunlar yaşar her türlü şeyler olur ama babasından bu kadar uzaklaşması bana biraz zalimce geliyor. Evet herkes ailesiyle bir şekide sorunlar yaşıyor ama belkide bazıları bunları taşıyamıyor Melih’i yargılamak istemiyorum ama düşüncelerim bu yönde. Affedemediği bir babanın varlığını hep taşıyor. Öldüğünde o eve geri dönmesi gerekirsen fark ediyor belki bunu. Ki çok korktuğu önünden çekinerek geçtiği okuma odasından -babasının kütüphanesi- nasıl böyle kolayca girebildiğini düşünüyor . Babasının ordaki eşyalarını karıştırırken aslında bence babasına olan merakını görüyoruz burda. Babasını hiç bilmiyor tanımıyor ki ilerleyen kısımlarda görüyoruz ki Çiğdem de aslında tanıdığı babasını hiç tanımıyormuş. Her iki çocuk babalarının sırlarını Melih’in açtığı o odadaki çekmeceden sonra öğreniyorlar. Aslında hayatları boyunca neler kaçırdıklarını Melih’in annesine nasıl kör olduğunu Çiğdem’in babasını nasıl tanımadığına şahit olup onların nasıl kırıldığını hissediyoruz ….
Duygu ve Düşünce
İki Bıçağı BirbirineÇilem Dilber · Budala Kitap · 202688 okunma