Benim için beklemeye değen bir ikinci kitap oldu...
Mahru Çakır'ı affedecek mi etmeyecek mi diye kitabı yalayıp yuttum resmen. O kadar akıcı ve güzeldi ki, ikinci kitaptan beklentimi tamamıyla karşıladı. Sonunda beklediğim kadar olunca mutlu olmadım desen yalan olur.
En öfke duyduğum konuya geleyim.... Semih ve Ümran... Allah sizi bildiği gibi yapsın diyorum, başka da bir şey demiyorum. Ben bu ikisi kadar bencil, aşağılık insan daha görmedim yeryüzünde, meğer kitap zaten o iki pisliğin abazalıkları üzerine temel alınmış, herşeyi onlar başlatmış, herkesin vebali (Mahru, Çakır, Mihriban, Turan,) bu iki pisliğin boynunaymış. Çıldırdım geçmiş sahneleri okurken. Hele pişkinlikleri... Saçlarımı yoldum kitap boyunca bxbdbd
Turan'ım, deli oğlum özledim onu kitapta göremeyince, Mihriban gibi zarıl zarıl ağlamak geldi her Turan'ın bahsi geçtiğinde.
Genel olarak; Mahru'nun Çakır'ı affettiği, gerçeklerin ortaya çıktığı, Mahru'nun bazı konulardaki bencillikleri ve bol bol Çakır'a yaktığımız bir ikinci kitap olsa da beni fazlasıyla doyurdu. Mahru'ya bazı yerlerde o kadar sinirlendim ki, kitabı üç dört defa duvara çalacaktım sinirimden jdjcjf
Peki ya Gece??? Allah'ım yiyecem annesi babası diyen ağzını, kitap ne kadar acı olsa da baldan tatlı olan yalnızca Gece'ydi. Sırf onun için bile okunur.
Üçüncü kitap final kitabı sanırım, en son editöre teslim edildiği haberini almıştık Hümeyra 'dan. En kısa zamanda üçüncü kitabımıza kavuşmak dileğiyle, şimdilik hoşçakalın...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Hayat bazen çok fazla bilinmeyeni olan bir denkleme benzer. Denklemi çözmek için önce bilinmeyenleri bulmanız, sonrada hepsini yerine yerleştirmeniz gerekir. Böyle anlatınca ne kadar kolaydır değil mi?”
Ve Acı Çikolata biraz acı, biraz tatlı biraz ekşi olsa da bitti. Bir yanım buruk, çünkü okurken karakterlerle birlikte acı çekip onlarla birlikte gülümsedim. Kurgusu bu türü sevenleri içine çekiyor diyebilirim.
Konusuna gelecek olursak; İlkim ve Emir Feza harika bir birlikteliğin içindeyken, İlkim'in aniden Feza'yı terk etmesiyle her şey başlıyor diyebilirim. Emir Feza geride acılar ve soru işaretleriyle, sevdiği ama hayatını altüst eden kadından bihaber tamı tamına altı yılını devam ettirirken, İlkim altı yıl sonra döndüğü üniversite de başarılı bir akademisyen olur, ancak karşısına çıkanlar onu geçmişe götürüp duracaktır ama İlkim, pekte geri adım atmaya niyetli değildir. Emir Feza ile yeniden karşılaştıklarında ise unuttuğu sandığı aşkın kıvılcımları onu ve kalbini esiri altına alacak, günden güne, kaçmaya çalışsa da Emir'e götürecektir... Fazlası spoiler olmasın diye susuyorum hehe
İlk kitap olduğundan mıdır bilmem bazı yerleri hadi artık gerçekler çıksın ortaya, bizde bilelim Emir Feza da bilsin diye diye okudum. Bazı yerlerde delirmiş bile olabilirim çünkü Damla kesinlikle İlkim'in sebebini yalnızca Emir Feza da değil bizde de bir soru işareti olarak bırakmış. Merakla bir sonraki sayfa, bir sonraki bölüm diye diye kitap bir bakmışım bitivermiş. Nihayet sebebi öğrendiğim de ise bir tık yataklara düşmüş olabilirim :)) Genel olarak beğendim yani uzatmayayım bdbdb
Damla'nın kitaplaşmayan, şu anda Wattpad profilinde olan kurgusu olan 12:30 Seansı'nı okumuştum ve kendini nasıl geliştirildiğini Acı çikolata'yı okurken farkettim. Acı Çikolata'ya tam Wattpad de başlayacakken kitap olacağını duymuş beklemiştim, iyi ki beklemişim. İkinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum...
Damla Akbulut