644 sayfalık bir yolculuk..
Bu kitap okunacaklar listemin her zaman en başındaydı. Kendisini yılın başında "nihayet" diyerek almıştım, "Ee bu zamana kadar da niye mi okumadım?" Çünkü.. uzun bir zamandır, hiçbir şekilde kitap okumak içimden gelmiyordu. (reading slumptan muzdarip arkadaşlara slm ) Haliyle uzun bir süre rafta öylece okunmayı bekledi. Bir de ekstra kalın olduğu için elim hiç gitmemişti.. Ta ki artık klasik bi' şeyler okumayı isteyene kadar Kısacası uzun zamandır benimseyerek, okuduğum ilk kitap diyerek yorumuma başlayayım.
#kitapyorumu
Bu kitap, John Steinbeck'in kaleminden okuduğum ikinci kitabıydı. Yazardan daha önce #CennetÇayırları adlı eserini okumuştum. Onun gibi, bu kitabını da muhteşem buldum. Kitapta; insanın içindeki iyilikle kötülüğün çatışması, aile bağlarının zorlukları ve özgür iradenin hayattaki rolü anlatılıyor diyebilirim.
Kitaptaki anlatım gerçekten çok etkileyici ve akıcıydı. Okudukça ne kadar derin bir kitap olduğunu iyice anladım. Kitapta altını çizdiğim ve beni düşünceler içinde bırakan birçok harika cümle oldu. Tasvirlerin detaylı ama sıkmadan verilmesi, bana bir film izliyormuş havası verdi sürekli. Yazardan okuduğum ilk kitabı da böyle hissettirmişti.
Karakterlere gelecek olursak, karakterlerin çok yönlü oluşunu sevdim. Bir karaktere duyduğunuz hissiyatın, birkaç sayfa sonra tamamen değişebiliyor olması, hem çok insani hem de çok gerçekçi diye düşünüyorum. Kitapta "En çok hangi karakteri sevdin?" derseniz, birçoğunda ufak ufak kendimi buldum desem de en çok Lee karakterini sevdim.
Son olarak kitaptan şöyle bir alıntı bırakmak istiyorum:
"Zamanın insana yıllardan ve kederden başka pek bir şey kazandırdığı çok yaygın bir yanılgı."
Kitabı doğru zamanda, iyi ki okumuşum diyorum; henüz okumamış olanlara da mutlaka tavsiye