Annesinin hayat felsefesi buydu.
Annesi insanların içinde her zaman iyi bir yanlarının da olduğuna inanırdı.Ne acizce bir zırvalık!Dünyada iyi olan hiçbir şey yoktu.Ve var olduğunu düşünen de bitmiş demekti.Gerçek olan şuydu:İnsanlar kötüydü ve diğerlerini ömür boyu pişmanlığını duyacakları şeylere sürüklüyorlardı.Hırs ve nefretin hüküm sürdüğü bu sinsi,kötü ve riyakar dünya insana başka seçenek bırakmıyordu.
Bu sevgili Tanrı ne hastalıklı birşey olmalıydı!Yarattıklarına acılarla,hastalıklarla ve ölümle işkence edip onları seyretmekten zevk mi alıyordu acaba?"
"Biliyor musunuz,eskiden çok dindardım.Din zayıfların ve çaresizlerin son sığınağıdır zaten.Ben de tahmin edeceğiniz gibi hastalığım nedeniyle çok çaresizdim.Başlarda Tanrı beni üzerimdeki bu lanetten kurtarsın ve sağlığıma kavuştursun diye dualar ederdim.Ama yapmadı.O zaman ben de uzun süre onun beni bu yolla sınadığına inandım.Çektiğim acılarda bir anlam bulmaya çalıştım.
"Ruhlara inanır mısınız?"
.."Bu şekilde doğrudan sorarsanız,hayır inanmam."
"Tahmin etmiştim," dedi kadın.Ancak sesinde düş kırıklığı sezilmiyordu."Sanırım pek inançlı biri değilsiniz Doktor Forstner?"
Jan dürüstçe,"Ben mantığa inanırım," dedi."Başka türlü mesleğimi yapamam."
"Hiç şaşırmadım."
Heç vaxt nəyinsə xatirinə,kiminsə xatirinə insan könlündə dərin iz salmış,ruhunu oxşayan,ona sevinc və xoşbəxtlik bəxş edən bir şeydən asanlıqla imtina etməməlidir.