R.

Karakterimiz değiştokuş etmek, almak, tüketmek, değiştirmek üzerine kuruludur. İster ruhsal olsun ister nesnel, ne varsa her şey tüketimin ve değiştokuşun nesneleridir. Sevgiye ilişkin durum da zorunlu olarak çağdaş insanın bu toplumsal yapısına göre biçimlenmiştir. Otomatlar sevemezler. Onlar sadece "kişilik paketlerini" birbirleriyle değiştirirler ve ucuza kapatma peşinde koşarlar.
İnsan ve Hayat
Reklam
... Herkes birbirine olduğunca yakın olmaya çaba harcarken diğer yandan kendini tümüyle yalnız hisseder, tek başınalığının her zamanki sonucu olan derin bir güvensizlik, huzursuzluk ve suçluluk duygusuna gömülür. Uygarlığımız kişinin bu tek başınalığını bilince çıkarmasını engelleyecek birçok oyalayıcı şeye sahiptir: Her şeyden önce sıkıca düzenlenmiş ve makineleştirilmiş çalışma düzeni, insanı en temel insanca isteklerinden, kendini aşma ve bir olma halinden habersiz kılar. Bu tekdüzelik insanda bir doyum yaratmadığı için insan bu bilince çıkaramadığı sıkıntıdan eğlenceyle, eğlence sanayisinin ona sunduğu müzik ve filmlerle kurtulmayı dener, bundan başka eski eşyalarını değiştirip durmadan yeni bir şeyler alarak kendini avutur.
Sayfa 106
İnsan ve Hayat
Tüm dinsel sistemler, hatta dinci olmayanlar ve gizemciler bile, insanı aşan kutsal âlemin gerçekliğine inanırlar. Böylece insanın manevi gücü, kurtulma, yeniden doğma yolundaki çabaları anlam kazanır. Tanrıtanımaz sistemde ne insanın dışında ne de onu aşan kutsal âlem vardır. Sevgi, akıl ve adalet âlemi, salt insan kendi evrimiyle birlikte bu güçleri de içinde geliştirebildiği için bir gerçekliktir. Bu açıdan bakılırsa, yaşamın insanoğlunun ona verdiği anlamın dışında bir anlamı yoktur, insan başkalarına yardım etmediği sürece yapayalnızdır.
İnsan ve Hayat
Şimdi ben sana nasıl telefon tutturayım kiiii 😻