Çar Rusyası'nın Kars bölgesi ile ilişkileri erkenden başlar. İşgalden önce Kars'ta, Erzurum'daki Rusya Konsolosluğu'na bağlı bir konsolosluk memuru vardı. Bu her türlü ilişkinin gittikçe yoğunlaştığını gösterir. Kars'ta Kafkaslar ile ticaret yoğunlaşıyordu. Aynı yıllarda Osmanlı yönetimi bu nedenle, burada altı üye ve bir reisten müteşekkil bir ticaret mahkemesi de kurmuştur. Osmanlı Karsı'nda ulaşımın kötülüğüne rağmen telgraf ve posta sistemi tamamlanmış idi.
Çar yönetiminden sonra Kars'ta geleneksel devlet ve toplum nitelikleri belirgin ölçüde devam etmiştir. Tedavülde Rus parası ile Türk ve İran paraları da vardı. Ölçü birimi olarak Ruslarınkinin yanında Osmanlı ölçüleri de kullanılmış; arazi işletme ve mülkiyet sistemleri eski temel ve yasalar üzerinde devam etmiştir. Hatta Kars'la birlikte Batum ve Artvin'de de bu durumun devam ettiği görülüyor. Bu uygulama Rusya İmparatorluğu'nun her tarafında görülen farklılıklardan biridir ve "parçala, hükmet" siyasetinden çok, modernleşmesini tamamlayamamış bir imparatorluktaki mevzuat çeşitliliğinden, uyumsuzluğundan ve yönetimin kısmî güçsüzlüğünden ileri gelmektedir.
Bilmek lazım ki, Tanzimat bürokrasisi iyi bir diplomasi geleneği yaratmış ve eskiyi de devam ettirmiştir. Nitekim Paris Kongresi'nin sonunda da Avrupa büyük devletler ailesine girilmiştir.
Rusya'nın savaştaki feci durumunu en güzel tarif edeni soracak olursak, topçu zabiti genç Lev Tolstoy'un Sivastopol 1853 adlı eserini okumamız gerekiyor. Bunu çariçe ve saray erkanı da okudukları zaman dehşete kapılmışlardır. Fakat Rusya'da hiçbir zümre ve Rusya'nın kendisi, kendini savaş suçlusu olarak görmedi. Orada bir Batı düşmanlığı ayyuka çıktı. "Rusya aldatılmıştır. Onu ezmek için Müslümanların başındaki Türklerle bile ittifaktan çekinmemektedirler. Rusya'nın kaderi budur" Rusya'da bu Batı düşmanı hava hâkimdir, Kırım Savaşı budur.
İkinci neticesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun maliyesini iflas ettiren bir savaştır. 20 yıl sonra moratoryum ilan edildi ve 30 yıla yakın bir süre sonra Duyun-u Umumiye kurulacaktır. Osmanlı maliyesini iflas ettiren Dolmabahçe Sarayı'nın inşası değildir, Kırım Savaşı'dır. Rusya ile yapılan savaşlar Rus maliyesini de iflasa sürüklemiştir. Nitekim Kırım Savaşı sonunda devlet Dumasının açıkça tekrarladığı şudur: "Biz Batı Avrupa'dan hem daha fakir hem daha güçsüzüz." Bu hali Rusya da anlamıştır. Avrupa da anlamıştır.
19. yüzyılın böyle çelişkileri vardır. Bizim Selimiye asker kışlası ve oradaki sözde hastane berbat vaziyetteydi. Kendisi hakkında ileri geri çok kötü şeyler de, çok menfi yorumlar da yapılmasına rağmen, Florance Nightingale, zengin bir İngiliz ailenin Floransa'da doğan kızıdır. Hiç öyle sıradan biri değildir. 19. yüzyıl için çok iyi bir kadın eğitimi vardır, Yunanca, Latince, İngilizce, Fransızcanın yanında İtalyanca da bilirdi. Maiyyetindeki hemşire takımıyla burada harikalar yarattı. Ve gerçek anlamda Selimiye Kışlası Karadeniz'in kuzeyinden nakledilen yaralıların tedavi edildiği ve ölüm oranının düştüğü bir yer oldu. Kırım Savaşı'nın ilk neticesi budur.