• 80 syf.
    ·7 günde·Beğendi·8/10
    Vatan Yahut Silistre (Vatan Yahut Aşk) Namık Kemal'in yazmış olduğu içerisinde yurtseverliği, vatan aşkını, kahramanlığı anlatan ve ilk sergilen tiyatro eseridir. Oyun 1853 yılında Osmanlı- Rus harbinde cephaneye gönüllü olarak giden sevgilisinin ardından onunla aynı kaderi yaşamak isteyen Zekiye'nin kılık değiştirerek peşinden gitmesiyle başlıyor. Kitap genel olarak genç bir kızla sevdiği adamın aşkını anlatsa vatan aşkının daha baskın gelişi okuyoruz.
    Namık Kemal bu eserini Gelibolu'da yazmış, 1 Nisan 1873'te Agop Efendi'nin Gedikpaşa Tiyatrosu'nda sahneletmiştir. Sahnelenen eser seyircileri o kadar çok etkiliyor ki, tiyatro çıkışı Sloganlar eşliğinde yürüyüşler gerçekleşmeye başlıyor ve bu durum Namık Kemal'in Magosa'ya sürgün edilmesine neden oluyor. Benim için Namık Kemal Tanzimat döneminin en aydın insanlarından birisidir. Eserlerinde hep vatan aşkını bahseder ki Mustafa Kemal Atatürk bile ondan ilham almıştır. Peki bu eser bize ne anlatıyor; 4 perdelik bir tiyatro oyunu şeklinde okuyoruz. Kırım savaşı patlak veriyor ve Ruslar kırımı aldıktan sonra Tuna'ya hakim olmak istiyorlar. O zamanlar Tuna Osmanlının en önemli bölgelerindendir. Durum böyle olunca İslam Bey vatan aşkından yanıp tutuşuyor ve aşkı Zekiye hanımı arkasından bırakarak cepheye gidiyor. Zekiye hanım İslam Bey olmadan yaşayamam diyerek erkek kılığına giriyor ve peşinden oda sevdiği adamlar beraber savaşmaya gidiyor. Her sayfasında yoğun vatan sevgisiyle dolup taştım, Savaşı yüreğimde hissettim. Bir an bende o insanlar gibi gaza geldim Hani bize Şu Çılgın Türkler diyorlar ya. Gerçekten çılgınız. Vatan aşkımızın içimizden soğumaması dileğiyle. Okuyun okutturun.
  • 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan devir, devletin toplumsal yapısında geçerli olanve meşruiyetini İslam hukukundan alan, kamu hukuku, özel hukuk, usul hukuku, cezahukuku alanlarında Müslüman ve Müslüman olmayan kitleler arasındaki eşit olmamahalini gündeme getirdi. Bu iki kitlenin eşitliği, 1856 İslahat Fermanı ile kesin olaraksağlandı ve uygulanmaya başlandı. Müslüman olmayan kesimlerin zimmî hukukukapsamı dışına çıkarılması, devletin yeniden yapılanması anlanında önemli bir adımolmakla beraber, böyle bir kararın alınmasındaki Kırım Savaşı süreci (185356) ve Paris Barış Antlasınması'na giden yolda oluşan dış baskı boyutu, toplumsal kargaşa vehuzursuzluğun tohumlarım attı ve nihayet uygulamanın yarattığı tepkiler, Müslim veMüslüman olmayan kesimler arasında zıddıyyci ve çatışmaları beraberinde getiren birsonuç doğurdu. Patriklik hukukunun ve cemaat idaresinin da 1856 Fermanı uyarınca yeni birdüzene kavuşturulması, sivil cemaat meclislerinin oluşumuna imkan verilmesi, klasikmillet sistettti'tâa sonu ve yeni toplumsal düzenin başlangıcı olurken, Müslüman olmayan kesimler üzerindeki büyük devletlerin yönlendirmesi ve müdahalesi kuvvet buldu. Bugelişmenin merkezi hükümetin bu kitleler üzerindeki yaptırım gücünü zayıflatması,çözülme ve parçalanmaya yeni bir veçhe ve hız kazandırdı. Nihayet, Kiliselerin ruhaniotoriielerini kullandığı coğrafya, göze kestirilen millî coğrafyaların da sınırlarını belirledi.İmparatorluğun dağılmasına giden yolda 1877/78 OsmanhRus savaşının bîr dönümnoktası olduğu lartışılmaz. Balkanlar'da yeni devletlerin oluştuğu ve ilk fethedilentoprakların kaybıyla Rumeli'nin çö/üldüğü ve buralardaki Türk hakimiyetinin çöktüğü,yüzbinlerce Müslüman ahalinin yerinden oynadığı ve katledildiği bu savaşta7, Ruslarİstanbul önlerine, Yeşilköy'e kadar ilerlediler ve Doğu Anadolu'yu da işgallerialtınaaldılar. Savaş, Ayastefanos'da (Yeşilköy) dikle etliriIen barış ile sona erdi.Karadeniz'den Sırbistan'a, Tuna'dan Ege'ye kadar uzanan ve Makedonya'yı içine alan birbüyük Bulgaristan devleti oluşturulması yanında, Romanya, Sırbistan ve Karadağmüstakil birer devlet haline getirilerek Osmanlı dünyasından ayrıldılar. Makedonya'nınelden çıkması Arnavutluk ile karadan irtibatı kesti. Bosna ve HersekAvusturyaMacaristan idaresine bırakıldı. Özellikle Büyük Bulgaristan'ın kurulması veOsmanlı topraklarının yalnızca Rusya'nın çıkarları doğrultusunda taksimi, meseleyi genelbir Avrupa savaşı tehlikesine dönüştürdü ve laksimîn Avrupa dengelerine uygun birşekilde yeniden yapılması Berlin Kongresi'nde gerçekleşti. Crek Ayastcfanos ve gerekleBerlin Antlaşmaları Ermenilerin arzularını bu büyük antlaşmalara taşıdı ve devletlerarasıbir konu haline getirdi8. Ermenilerle meskûn vilayetlerde, Ermeniler lehinde "reform"yapılması vaadi ve bunların devletlerarası hukukta bağlayıcı bir niteliğe büründürülmesi,nihayet Anadolu'da da bağımsız bir Ermeni devleti kurulması yönündeki Ermeniİsteklerinin terör bağlantılı silahlı eylemlere dönüşmesinde ve böylece Avrupa'nınmüdahalesinin sağlanması hedefinin takibinde etkin bir rol oynamıştır
  • Kırım Savaşı, Rusya'nın Fener Patrikhanesi'ni kendi himayesine
    alma iddia ve isteğinden doğmuştu.
    Benden sonra Sadrazamlığa geçen Kamil, Rum
    Patrikhanesi'nin imtiyazlarını yeniden genişiettikten başka,
    Ermeni ve Katolik patrikhanelerini de o imtiyazlardan yararlandırdı. Lord Salisbury'nin Sadrazam Sait Paşa'ya mesajı: "Osmanlı devleti'nin ayakta durabilmesi ve yaşaması, İngiltere'nin Rusya ile ittifak etmesine bağlıdır. Eğer biz ikimiz ittifak edersek
    Osmanlı devleti için tehlike azalır.
    Üç devletin (İngiltere, Fransa, Rusya) ıslahat isteklerinden
    bazılarını geri aldırmıştık. Ancak şu beş madde üzerinde
    ısrarla duruyorlardı:
    1 . Hapishaneler için yeni tüzükler hazırlanacaktır.
    2. Bucak müdürleri bölge halkı tarafından seçimle işbaşına
    getirilecektir.
    3. Hıristiyanlara yeterli derecede memurluk verilecek, jandarmaya
    Hıristiyan subaylar atanacaktır.
    4. Bölgelerde kır bekçiliği görevi kurulacaktır,
    5. Altı vilayette ıslahat yapacak komisyon, elçiliklerin kendi tercümanları aracılığı ile verecekleri bilgileri kabul ve
    göz önünde tutacaktır.
  • 232 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Bazı önemli olayları; belki gülünç anıları belki unutulmaması gereken hatıraları unutmamak için ya da içeriğindeki önemli bilgiler nedeniyle başucu kitabı yaptığımız eserler vardır. Fakat yaşanan acıları da unutmamak için kitaplara bu değeri vermemiz gerekiyor. Bence Korkunç Yıllar bu kategoride bir kitaptır.

    Kitap, Cengiz karakterinin Amerika'da eski bir Rus askeri olup aslında Kırımlı bir Tatar olan Sadık Turan ile karşılaşması ile başlıyor. Onun ikinci dünya savaşı ile ilgili hatıralarını, başına gelenleri dinliyor. Sadık Turan'ın kendisini bir gece kaldığı otele davet etmesi üzerine gidiyor ve kendisine bir kadın tarafından, içinde savaş hatırlarının yazılı olduğu bir kitap veriliyor. Bu olaydan sonra Sadık Turan'dan haber alınamıyor ve kitap bu hatıraların aktarılması ile devam ediyor.

    Sadık Turan ve arkadaşlarının esirlik zamanlarında yaşadıkları acılar ve işkenceler zaman zaman dayanamayıp okumaya ara vermeme neden oldu. Bu olayların gerçekten birilerinin başından geçmiş olması tüylerimi diken diken etti. Vatan hasretinin ne demek olduğunu, mensubu olmadığı bir millet için savaşıp acı çekmenin hissiyatını içtenlikle hissettim.

    Olay örgüsünün nasıl gerçekleştiğini Sadık Turan şöyle özetlemiş: "Tatar'ım. Ana yurdum Kırım. Orada doğdum, orada büyüdüm. Asker oldum. Almanya'ya karşı harb ettim. Günün birinde cephede esir düştüm. Bir yıl esir kaldım. Esirlikte hayat zordu. Hayat bize orada işkence oldu. Dayandım gene de. Hayata kırılmadım bile! Sonra harb ettiğimiz Almanlar tarafından serbest bırakıldık. Müttefik olduk onlarla. Alman üniforması giydik. Her şeyden önce, Almanlar hesabına Ruslara karşı savaşmaya yemin ettik. Doğru muydu bu? Bilmiyorum. Doğru, yanlış; kalbimin bana emrettiğini yaptım. Belki o günler hayatı olduğu gibi gördüm. Ama hayatın başka yolları varmış, ben ne bileyim?"
    O başka yollar bir merak unsuru olarak kalsın ve kitabı okumamış olanlara bir motivasyon olsun. Korkunç Yıllar ın Türk gençleri için bir rehber kitap olacağını düşünüyorum. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
  • 80 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Eser Namık Kemal'e aittir. Türü tiyatrodur. Edebiyatımızda sahnelenmiş ilk tiyatro eseridir. Kırım Savaşı'nda Silistre'nin kırk gün boyunca kahramanca savunulması eserin konusuna ilham olmuştur. Eserde savaşa gönüllü giden İslam Bey ile Zekiye Hanım'ın sevdası anlatılır. İslam Bey'in ardından Zekiye de kılık değiştirerek Adem adıyla o da savaşa katılır. Zekiye bu savaşta babası, asıl adı Ahmet olan ama başına gelenlerden dolayı adını değiştiren Sıtkı Bey ile karşılaşır. Eserin sonunda zafer kazanılır ve Zekiye Hanım ile İslam Bey'in düğünü yapılır. Eserde asıl anlatılan konu vatanperverlik, vatan sevgisidir.
  • Deli Hasan Ağa'ya Kırım Savaşı'ndaki büyük hizmetlerinden dolayı Fransız hükümetince nişan verilir. Fuad Paşa, ağaya nişanı niçin takmadığını sorunca ağa şu cevabı verir:
    "Paşam, benim vücudumda harpte kazandığım yedi nişan (yara izi) var. Onlar varken elin Frenk'inin nişanını ben ne yapayım!"
  • 160 syf.
    ·1 günde·10/10
    Harika bir kitap, dönemin Erzurum 2. Derece Fransız Konsolosu tarafından yazılmış bir rapor.

    Abdülmecid dönemini anlatıyor, aslında o dönemlerde Avrupa bize herkesin zannettiği gibi hasta adam demiyordu. Özellikle Fransa-İngiliz basını 2.Mahmut'un ve Abdülmecid'in yaptığı reformlar sonucunda Osmanlı'nın tekrar yükselişe geçtiğini söylüyordu bunu kitapta belirtmiş.

    Rumeli ordusunu ele almamış genel olarak o dönem yetersiz bir ordu olan Anadolu ordusunu ele almış.
    Anadolu ordusundaki yetersizliklerden, çıkarcı paşalardan(tümenindeki subay sayısını fazla gösterip fazla para alması v.b)
    Adam kayıran paşalardan ve özellikle bu kitapta Osmanlı ordusunun askerilerinin ne kadar iyi olduğuna vurgu yapılıyor fakat Osmanlı ordusunun subay kadrosunun çok kötü olduğundan dem vuruyor.

    Aynı zamanda Abdülmecid'in Anadolu Ordusundan haberdar olmadığı ve bilgilendirilmediğinden bahsediyor.

    Kısaca o dönem Anadolu ordusu çok aşırı kötü bir durumdaydı paşalar ve subayların tek derdi para ve kendi hayatlarıydı.

    Mutlaka okuyun...