Mehmet Cuma ÖZTÜRK

Mehmet Cuma ÖZTÜRK
Biraz okur biraz yazarım. Ha arada acemi olmakla beraber Photoshop ile uğraşırım. Daha size kendimi nasıl anlatayım? Bir garip ademim işte.
Memur & Lisans Öğrencisi
Önlisans
İSTANBUL
Hatay / KIRIKHAN
1136 okur puanı
Kasım 2016 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
Birkaç satır...
Muhabbet Kumru Bazı adamlar vardır suskun Öyle dalar gider uzakların ufkuna Kendi kabuğuna çekildiğinde... Ahvalinden hiç bir şey  anlamazsın Çünkü kalabalıklar da çehresine gülücükler takmıştır Dışarıda yaz bahar güllük gülistanlık Gel gör ki her görünen öyle değil muhabbet kumru Derininde ince bir yerinde bir şeyler vardır Ya yaşadıkları yahut da yaşayamadıkları Söylemek istedikleri susmaklarında düğümlü Senin bilmeyip, onların gördüğü yerde gözleri küllü Yani için için bir yanmak hali İste bu adamların dalıp susmakların da Ne kibirden böbürlenip küçük görme Ne de gizemli bir havaya bürünme ahvali var Kimin neyi neden yaptığını bilmeden onu anlayamazsın muhabbet kumru... 04.05.22
Mehmet Cuma ÖZTÜRK
Mehmet Cuma ÖZTÜRK
Şiir

Mehmet Cuma ÖZTÜRK

, bir kitap okudu
10/10
·280 syf.·
18 günde okudu
·
2026 10. kitabı
Nuri Sağlam
10/10 · 2 okunma
Kurtlukta düşeni yemek kanundur...
Daha önce de belirtmiş olduğum üzere Kurt Kanunu romanının ana eksenine tamamen şahsî ihtirasın körüklediği güç" ve "iktidar" mücadelesini yerleştiren Kemal Tahir, bu izleği, romanın adı ve "Kurtlukta düşeni yemek kanundur," epigrafıyla henüz işin başında güçlü bir şekilde belirginleştirmiştir. Ancak anlatının içeriği ile bu iki önemli formel çerçeve arasında tam bir semantik mutabakat olmadığını belirtmeliyim. Zira kurtlukta kanun, düşeni yemektir! Oysa romanda anlatılanlar bu kanunun insanlıkta çok başka türlü işlediğini açıkça göstermektedir. Her ikisi de "yeme" işinde ortaktır ama kurtlukta sa-dece "düşeni yemek" gibi son derece doğal ve belki insanlıktan çok daha insanî (!) bir zaruret söz konusuyken insanlıktaki kanunun önce "düşürmek" sonra "yemek" yahut daha doğru bir deyişle "düşürüp nin en belirgin hususiyetidir! Nitekim insanlık tarihi boyunca sürüp de yemek" olduğu, romanda anlatılan "güç" ve "iktidar" mücadelesi-gelen bu kadîm kavgada "hak" ve "hukuk" ilkelerinin güçten bağım-sız bir şekilde tahakkuk ettiği ne görülmüş ne duyulmuştur.
Sayfa 232 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Ar dünyası değil, kâr dünyası
Namuslu tüccarlar yavaş yavaş piyasadan çekilirken, onların yerine: Kap kapının, vur vuranın! Ar dünyası değil, kâr dünyası! felsefesini adeta din edinmiş bir takım riyakâr ve muhtekir yamyamlar, her şeyin fiyatını alabildiğine fırlatarak koca bir milleti, açlık, ölüm ve kıtlık çemberi içinde inim inim inletmişlerdi.
Sayfa 197 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Zimmetine geçirdi denilen adamdan geriye kalan
Kara Kemal Bey'in iaşe nazırlığı dönemiyle ilgili olamayacağı açıkca anlaşılmış olmalıdır. Kaldı ki İttihat ve Terakki zamanında yaptığı bütün işlerin hesabını 1924 yılında çıkarıldığı mahkemede tek tek veren ve bu münasebetle bizzat kendisinin kurduğu şirketlerin hiçbirinden tek kuruşluk maddi menfaati sağlamadığını bu şirketlerden elde edilen kazancın tamamını malul esnafa, kimsesiz çocuklara ve diğer hayır işlerine harcanmak üzere vakfettiğini söyleyen Kara Kemal, muhakeme neticesinde beraat edecek ve iki yıl sonra İzmir suikasti dolayısıyla öldürüldüğü zaman, geride nargilesinden ve tesbihinden başka hiçbir malı kalmadığı gibi bankalarda da tek bir kuruşluk hesabı bulunmadığı anlaşılacaktır.
Sayfa 195 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu