Dresuar

Dresuar
@Kahvetulikbal
6 kütüphaneci puanı
1228 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Yan Yana orijinal yapımın ruhunu yakalamaya çalışırken kendi yarattığı boşluğa düşen bir uyarlama olarak öne çıkıyor. Filmin en temel problemi hikayenin merkezinde durması gereken iki karakter
Sinema
Reklam
Her şeyin metalaştığı, sanatın bile bir yatırım aracına veya sınıfsal statü göstergesine dönüştüğü bir düzende, sanat sosyo-ekonomik çarkların dişlileri arasına sıkıştığında, görünürde her şeyin bir fiyat etiketi oluyor. Ancak böyle bir kuşatmanın içinde bile sistemin tam olarak ele geçiremediği ve sonsuza kalabilecek birkaç şey var. Birincisi, eserin içindeki o saf ve samimi insani öz. Bir tablo milyon dolarlara satılabilir veya bir kitap sadece popüler kültür malzemesi olarak pazarlanabilir. Fakat bir insanın o eserle kurduğu o derin, kelimelere dökülmeyen ve parayla satın alınamayan o bağ sistemin dışındadır. O sarsıcı an, piyasa kurallarına tabi olmadan insandan insana, nesilden nesile aktarılmaya devam eder. İkincisi, sanatın kaçınılmaz olarak tuttuğu dönem şahitliğidir. Sanat eseri sosyo-ekonomiye tahvil edilse bile, geleceğe o dönemin çelişkilerini, çıkmazlarını ve hatta sistemin insan ruhunu nasıl metalaştırdığını anlatan en dürüst belge olarak kalır. Sistem sanatı tüketirken, sanat da farkında olmadan o sistemin röntgenini çeker ve onu tarihe gömer. İnsanın her şeye rağmen anlam üretme ve var olma çabasının kendisi kalır. Ekonomik kaygılar ve piyasa beklentileri ne kadar baskın olursa olsun, yaratım sürecindeki o hakiki çaba eserin özünde silinmez bir iz bırakır.
1000Kitap
İnsanlık tarihi boyunca imparatorluklar yıkılıyor, teknolojiler eskiyip gidiyor ve gündelik yaşamın telaşı tamamen unutuluyor. Geriye baktığımızda bir dönemin ruhunu, korkularını, aşklarını ve varoluş mücadelesini bize gerçekten aktaran tek şey sanat oluyor. ​Bilim ya da mimari de dünyaya büyük izler bırakır fakat onlar daha çok neyi nasıl yaptığımızı gösteren somut kayıtlardır. Sanat ise o zaman diliminde yaşayan insanın ne hissettiğini fısıldar. Bir mağara duvarındaki el izinden bir romana veya bir melodiye kadar her eser, aslında zamana karşı verilen bir ölümsüzlük çabasıdır.
1000Kitap
Bilginin derinliği, liyakat ve kalıcı değerler üretme gayesi yerini tamamen dış görünüşe, imaja ve popülariteye bıraktığında kurumsal çürüme de kaçınılmaz hale geliyor. Emek sarf etmeden, sabır göstermeden, kestirme yollardan sonuca ulaşma arzusu bugün toplumun her katmanına yayılmış durumda. Entelektüel sermayenin de bu kolaycılığa ve vitrin sevdasına ortak olması, nitelikli bir entelektüel üretimin önünü kesiyor.
1000Kitap