Erik Jan Zürcher

Erik Jan Zürcher

8.2/10
42 Kişi
·
124
Okunma
·
15
Beğeni
·
1.651
Gösterim
Adı:
Erik Jan Zürcher
Unvan:
Hollandalı Tarihçi
Doğum:
Leiden, 15 Mart 1953
Erik-Jan Zürcher (d. 15 Mart 1953, Leiden), yakın Türkiye tarihi hakkında araştırmalar yapan Hollandalı tarihçi.

Leiden Üniversitesi'nde Türkiye Etütleri Bölümü başkanlığı yapmış ve bu üniversitede halen yarı-zamanlı profesör olarak görev yapmaktadır. 2008 yılından beri Amsterdam'da bulunan Uluslararası Sosyal Tarih Enstütüsü başkanlığı görevini yürütmektedir. Yakın Türk tarihi hakkında birçok makale ve kitabı vardır.
"Yine de yeni bir Türk-İslam İmparatorluğu hayalinden hiç vazgeçmemişti. Ve haziran 1922 de Afgan sınırı yakınında Türki gerilla çetelerinin başında Kızıl Ordu ile savaşırken öldü."
Türkler, bir Islam devleti istedikleri için değil, yoksulluk ve yolsuzluğa son vereceğine inandıkları için Erdoğan’a oy vermişlerdi.
"Resmî ideolojiye göre, hükümdarın ve hizmetindekilerin ana görevi, İslâm cemaatini dış dünyaya karşı savunmak ve İslâm toplumu içerisinde adaleti sürdürmekti. Adalet ve onun sağlanmasında devletin rolü, Osmanlı toplum düşüncesini anlamanın anahtarıydı. Osmanlı devlet adamlarının gözünde adalet, her şeyden önce istikrar ve ahengi temsil ediyordu."
İttihatcilar ve yabancı gözlemciler gecmis aylardaki bütün bu iç çekişmeye ve artan gerginliklere rağmen 12 Nisan 1909 gecesi başkentte İslam'ın ve şeriatın geri gelmesi adına silahlı bir ayaklanma patlak verdiğinde tam bir şaşkınlığa uğradılar.
Erik Jan Zürcher
Sayfa 149 - Iletisim yayınları
Büyük Britanya kralı ile çarın Reval'deki görüşmelerinde (8-10 Haziran 1908) Osmanlı İmparatorluğu'nun paylaşılması konusunda bir anlaşmaya vardıkları söylentisinin Selânik'e ulaşmasıyla başladı. İmparatorlukta anayasal parlamenter bir rejimin yabancı müdahalesini önleyeceğine inanan İTC liderleri harekete geçmeye karar verdiler. Birçok subay padişaha karşı isyan edip birlikleriyle birlikte dağlara çıktı: Önce Binbaşı Resneli Ahmet Niyazi Resne'de (3 Temmuz'da), 4 gün sonra Tikveş'te Enver ve 20 Temmuz'da Ohri'de Eyüp Sabri (Akgöl) (18761950). Küçük rütbeli başka subaylar da dağa çıktı. Niyazi'ye harekete geçmesini emreden cemiyet onun başarılı olmasını bekledikten sonra ilk bildirisini Manastır'da 6 Temmuz'da yayınladı. Bundan sonra olaylar hızla gelişti. Padişahın, isyanı bastırmak için bölgeye gönderdiği birçok subay öldürüldü, İzmir'den gönderilen birlik ayaklanmacılara katıldı ve cemiyet 23 Temmuz'da bazı Makedonya kasabalarında meşrutiyeti ilan etti. Sultan Abdülhamit bir oldubittiyle karşı karşıya olduğunu görerek 23/24 Temmuz gecesi, sanki hür iradesiyle karar veriyormuş gibi meşrutiyeti ilan etti.
Biyografi yazarları ve tarihçiler, Mustafa Kemal'in kariyerini Enver'in kariyeriyle karşılaştırıp, birincinin son derece yavaş ilerlediğini yazarken, Enver'in kariyerinin kural değil bir istisna olduğunu hesaba katmıyorlar. Burada komplolar aramaya hiç gerek yoktur. Mustafa Kemal'in İttihatçı dönemdeki kariyeri, kuşağının öteki başarılı subaylarının kariyerlerinden hiç de farklı değildir. Enver'in 1913'ten sonraki kariyeri ise İttihat Terakki Cemiyeti içindeki en güçlü askerî lider olmasının özelliklerini yansıtır.
1987 yılı radikal ve yeşil partilerin kurulmasıyla siyasal yelpazenin daha da genişlemesine sahne oldu. Bu partiler çevre korunması, kadınların ve homoseksüellerin hakları gibi meseleleri siyasal gündeme dahil etmeye çalıştılar, ancak türkiye gibi bir ülkede bunlar seçkinlerin oyalanacakları meseleler olarak kalmaya mahkumdu.
Her ne kadar kronolojiyi takip etse de her dönemi belli parametrelere göre evrelere ayırması kopmalara neden olabiliyor ama toparlamak zor olmuyor. Genel olarak tarafsız ve etkileyici bir kitap. Zürcher önceleri Kemalist kesimi eleştirdiği için bir kesimden övgü diğer kesimden de tepki toplamışsa da şimdi de aynı düşüncelerini daha yakın tarihimiz için söylüyor. Partizanlığın dışına çıkıp tarafsız bir gözle değerlendirince ben gayet başarılı buldum. Yakın tarihi öğrenmek isteyenler İnalcık, Ortaylı gibi yazarların dışında Zürcher, Lewis, Findley'in kitaplarını da okuyarak modern tarihimizi daha açık öğrenebilir. Bu açıdan da tavsiye ederim herkese.
Olaylar daha çok sol kesime cazip gelecek şekilde yazılmıştır .Okurken kesinlikle bir çok kitaba daha bakılmalıdır .Okul kitabım olduğu için özetleyerek bayağı çalıştım kitaba .Bazı yerleri anlamakta zorluk çektim fakat aşırı derece de yeni ufuklar açabilecek kapasite de bir kitaptır .
Kitap önceleri ders kitabımdı tabi o zaman mecburiyet olunca okumak zor gelmişti. Yılar sonra tekrar, bu sefer meraktan aldım elime. Kapsamlı bir kitap bence çoğu olaya değinilmiş. Ama okurken Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamıyla ilgili hiçbir şeyin yazmaması beni şaşırtmıştı. Bazı olaylarda emin olamadım kitabın tarafsızlığından, bazılarında da olayı bilmiyordum şüphe duydum. Bu yüzden yazarın kaynaklarını ve benzer kitapları gözden geçireceğim daha ayrıntısını öğrenmek için. Çerçeve bir kitap isterseniz, bu kitap yeterli olur diye düşünüyorum.
Kendi tarihimizi bir oryantalist gözünden okumak... bu durum okurken bazen sinir bozucu anlar yaşamana sebep oluyor "hayır ya nasıl böyle diye bilir böyle olmadı ki- böyle değil ki"gibi serzenişler de bulunuyorsun. Ve senin bildiğin gibi mi onun yoksa onun gördüğü gibi mi bu bir muamma. Tahinin en büyük çetrefili de bu aynı şeye bakıp farklı yorumlamak.
kısa, dengeli ve demokrat perspektifli. lewis gibi demokrasiyi "ilerleme"ye satmıyor. shaw gibi milli ideoloji şakşakçılığı yapmıyor.
1789 İhtilali'nİn Osmanlı'ya olan etkisinden başlayıp günümüze kadar olan süreçte yaşanan siyasi,politik ve toplumsal olayları arkalarındaki sebeplerle birlikte açıklayan,tarafsız bir Türkiye tarihi okumanıza fırsat veren Hollandalı tarihçi Zürcher'in kitabı.İlkokul 1. sınıftan itibaren üniversiteye kadar 15 sene civarı tarih dersi görmemize rağmen atlanan o kadar konu varmış ki bunları farkettiğiniz de neleri bilmiyormuşuz diyorsunuz. Her bakımdan faydalı ve öğretici bir kitap. Yazarın günümüzdeki Türkiye analizleri de cabası. İyi okumalar.
1950lere kadar çok ayrıntılı ve zevkle takip edilen kronolojiye sadık kalan ama önemli dinamikleri atlamayan bir eser. Ancak 1950'lerden sonra konunun her yönüne dair bir bilgi vermeye çalışırken, tarihler birbirine girer hale geliyor. Bu durum tarihçiler için kötü değil belki yalnızca zorlayıcı. Ama iş sosyal tarihçilere, sosyologlara veya yalnızca dönemin ruhunu anlamak isteyenlere gelince, eser mükemmel bir kaynak haline geliyor. Zürcher'in Türkiye'de girilmesi mümkün olmayan arşivleri girdiği bilinir, bu eserde bunun ipuçlarını yakalamak mümkün.
Yazar konu hakkında daha önce bilinen ve ilk defa duyduğumuz bilgilerden oluşan, biraz taraflı bir eser kaleme almıştır. Daha önceki eserlerinde görmediğimiz bu tarafgirlik dışında konu ile ilgilenen kişilerin okumadı gereken bir eser.
Osmanlı'nın son dönemlerinden başlayıp 1926'ya kadar olan süreçte İTC (İttihat ve Terakki Cemiyeti) içerisindeki olayları tarafsız bir şekilde anlatan güzel bir kitap. Ayrıca yazar Erik Jan Zürcher, İstanbul'da uzun süre yaşamış birisi yani bu da tarafsız olmasında önemli bir etken. Bir sürü kaynaktan yararlanılarak yazılmış olan bu eseri herkese tavsiye ederim.
Fransız Devrimiyle başlayıp 2003 ile biten harika bir özet kitap. Oldukça objektif yalın bir anlatım. Meğerse Türk tarih yazıcılığında güzel eserler varmış dedirtti. Çeviri notum 10/10

Yazarın biyografisi

Adı:
Erik Jan Zürcher
Unvan:
Hollandalı Tarihçi
Doğum:
Leiden, 15 Mart 1953
Erik-Jan Zürcher (d. 15 Mart 1953, Leiden), yakın Türkiye tarihi hakkında araştırmalar yapan Hollandalı tarihçi.

Leiden Üniversitesi'nde Türkiye Etütleri Bölümü başkanlığı yapmış ve bu üniversitede halen yarı-zamanlı profesör olarak görev yapmaktadır. 2008 yılından beri Amsterdam'da bulunan Uluslararası Sosyal Tarih Enstütüsü başkanlığı görevini yürütmektedir. Yakın Türk tarihi hakkında birçok makale ve kitabı vardır.

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 124 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 131 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.