Açlık açlıktır; ama neye yiyecek diyeceğimizi belirleyen ve onu temin eden kültürdür. Her toplumda bir çeşit düzenli ekonomik faaliyet vardır. Seks sekstir; ama neye seks diyeceğimizi belirleyen ve onu temin eden de aynı şekilde kültürdür. Her toplumda bir de cinsiyet/toplumsal cinsiyet sistemi vardır.
Kadınlar, insanın kapitalist demeyi aklının ucundan bile geçirmeyeceği topluluklarda baskı altındadır. Amazon Vadisi'nde ve Yeni Gine Sıradağlarında erkeğe sınırlarını hatırlatması gereken sıradan önlemler yetersiz kalır ve bu yüzden sık sık kadınlara toplu tecavüz gibi yöntemlerle haddi bildirilir. Bir Munduruku erkeğinin deyişiyle: “Kadınlarımızı muzla uysallaştırıyoruz.” Etnografya, kadınlara yerini bildiren uygulamaların kayıtlarıyla dolu: erkek tarikatları, gizli üyeliğe kabul törenleri, esrarlı erkek bilgileri vesaire. Kapitalizm öncesi feodal Avrupa da cinsiyetçilikten soyutlanmış bir topluluk değildi. Kapitalizm gelmiş ve kendinden yüz yıllar önce de var olan erkek ve kadın kavramlarını tekrar devreye sokmuş. Kapitalizmde emek gücünün yeniden üretimini konu alan hiçbir analiz, her devirde dünyanın orasında burasında kadınların başına musallat edilmiş ayak bağlama, bekâret kemeri veya sıradanlaşmış olanları geçtim- bir sürü sinsi ve saplantılı kötü muameleyi açıklamaya yetmez. Emek gücünün yeniden üretimi analizi, ev işlerinin niçin erkekten çok kadına kaldığına bile doğru dürüst açıklık getirmiyor.