Dönüşüm terapisi ya da onarım terapisi, bireylerin eşcinselliğinin tıbben tedavi edilebileceğini ve kimi durumlarda edilmesi gerektiğini savunan ve uygulayan bir sözdebilim örneğidir. ABD ve Ingiltere'de tartışma yaratmasına rağmen yasaldır; Almanya 2020'de kısmen yasaklamıştır. Türkiye'de yasak olmamakla birlikte meslek örgütleri tarafından insanların cinsel yönelimlerinin tedaviyle değişmeyeceği ilkesi son 20-30 yılda defalarca vurgulanmıştır ve uygulamalar yaygın değildir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda bütün Hıristiyan azınlıklar gibi, Ermeniler de rahat bir hayat yaşıyorlardı. Ticareti, sanatı ellerinde tutuyor, asker vermiyorlardı. Memleketin zengin ve bu bakımdan imtiyazlı bir tabakasını teşkil ediyorlardı. Bütün kasaba ve şehirlerde Rum mahalleleri gibi, Ermeni mahalleleri de, o kasaba ve şehrin en mamur kısımları idiler. Bağların, bahçelerın en güzelleri onlarındı. İç ticaret gibi, dış ticaret de ellerindeydi. En güzel mektepler de onlarındı. Memleketin hiçbir vilâyetinde ise çoğunluk teşkil etmiyorlardı.
Yarı-aydın Ermeni liderleri ve ihtilâlci Ermeni partileri işte bu şartlar içinde Ermenileri istiklâle teşvik ettiler. Duygulu olmaktan ziyade, hayalci, heyecanlı Ermeni gençliği bu daveti pek çabuk kabul etti.
Tek başına kalan askerin toplumla olan ilgisi hızla silinirdi. Bunlardan biri, örneğin bir yolun ağzında, bir kayanın başında, tek başına nöbete bırakıldığı zaman derhal kendi öz benliğine dalardı. O zaman bir an içinde, birlik disiplinin hemen dışına çıkardı.
Fırat'ın ötesinde, zirveleri daimi karlarla örtülü Munzur sıradağları aşılmaz bir duvar halinde Dersim'i çeviriyordu. Dersim, Türkiye'nin içinde, fakat Türkiye'den ayrı bir parçaydı. Haritalarda bizim görünürdü. Fakat hiçbir zaman bizim olmamıştı. Ne yol verir, ne kervan geçirirdi. O da kendi ağalarının, kendi şeyhlerinin elinde, kendi âdetleri, kendi kanunları ile dilediği gibi yaşardı. Etrafını haraca keserdi. Etrafındaki köyler, kasabalar, hem devlete, hem Dersim'e vergi verirlerdi.