20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995)Fahir Armaoğlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.157
Gösterim
Adı:
20. Yüzyıl Siyasi Tarihi
Alt başlık:
1914-1995
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
896
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050814132
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Günümüz dünyasını milletlerarası münasebetlerin yapısını ve niteliğini oluşturan gelişmelerin başlangıcı, 1914-18 arasında cereyan etmiş olan Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarına kadar gitmektedir. Fakat Birinci Dünya Savaşı da durup dururken patlak vermiş olan bir milletlerarası buhran değildir. Bu savaş, 1789-1815 arasında Avrupa’yı alt üst etmiş olan ve bundan da daha mühim olarak insanın siyasal yaşayışında tesirlerini günümüze kadar sürdüren çeşitli siyasal fikir akımlarını ortaya çıkarmış bulunan Fransız İhtilâli’nden sonra kendisini gösteren gelişmelerin bir sonucu olmuştur. Yani, Birinci Dünya Savaşı’nın kökleri, 1815-1914 arasının siyasal ve diplomatik gelişmelerinde yatmaktadır. Dolayısıyla 20. yüzyılı iyi anlayabilmek için 19. yüzyılın siyasî ve sosyal olaylarını çok iyi tahlil etmemiz gerekir.

Ülkemizin siyasî tarih alanında en tanınmış simalardan biri olan Prof. Dr. Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla tüm dünyada cereyan eden 20. yüzyılın en önemli siyasî ve sosyal olaylarını/liderlerini derli toplu ve kronolojik olarak anlatmıştır. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Liberalizm, Nasyonalizm ve Sosyalizm akımlarının doğuşundan Birinci Dünya Savaşı’na; İkinci Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaş Dönemi’ne; bloklardaki yapı değişikliklerinden Ortadoğu ve Asya’daki gelişmelere; Yumuşama sürecinden dünya politikasında Ortadoğu’ya kadar birçok olay; Napolyon’dan George Washington’a, Mustafa Kemal Atatürk’ten Churchill’e, Hitler’den Stalin’e, Yasser Arafat’tan Saddam Hüseyin’e, Gorbaçov’dan Turgut Özal’a kadar birçok lider yine yüzlerce Türkçe, Fransızca, İngilizce belge ve kaynak eser kullanılarak incelenmiş ve tarih severlerin beğenisine sunulmuştur.

Zamanımızda yaşanan siyasî olayları daha iyi anlamak adına 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla çıktığımız tarih yolculuğuna; 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla devam ediyoruz.
Öncelikle şunu belirtmek isterim, hayatımda okuduğum en uzun kitaptı ve en ayrıntılı kitaplardan da biriydi. Prof. Armaoğlu, Türkiye'nin sayılı siyaset tarihi profesörlerinden. TTK ve Atatürk Yüksek Kurumu üyeliği dahil tarih ve eğitim alanlarında birçok görevde bulunmuş başarılı bir akademisyen.

20. Yüzyıl Siyasî Tarihi, içeriği adından belli olan bir kitap. Her ne kadar 20. yüzyıl tarihini genel olarak anlatan bir kitap olarak gözükse de, tam olarak öyle değil. Yaklaşık ilk 100 sayfası giriş kısmından, yani çoğunlukla 19. yüzyıl siyasî tarihinden oluşmakta (ki yazarın aynı adlı bir eseri daha mevcut). Geriye kalan sayfalarda ise kabaca üstünden geçilmesini beklediğim konuların bile ayrıntılarıyla anlatılmış ve dipnotlarla desteklenmiş olması, bu eseri tarih konusunda bir başucu kitabı olarak tanımlamama neden oldu. Her daim yararlanılabilecek bir kaynak eser.

Kitabın olumsuz yanına gelecek olursam, çoğu tarih yayınında olduğu gibi maalesef Prof. Armaoğlu'nun bu kitabında da beklenen objektiflik tam manasıyla yok. Bunu Sovyetler Birliği ve komünizm hakkındaki birkaç cümlede görebiliyoruz. Basit bir örnekle Prof. Armaoğlu, SSCB'nin Afganistan'ı işgalindeki (1979-1988) kullandığı kimyasal silahları bile tanımlarken ABD'nin Vietnam Savaşı sırasında yaptığı katliamları eserinde göz ardı etmiş. Fakat bu gibi sadece birkaç örnek kitapta mevcut, yani tamamen Sovyet karalaması amacıyla yazılmış bir eser değil.

Son olarak, tarihle amatör bir şekilde ilgilenenler; tarihi sadece tarihî romanlardan, tarih "bilimiyle" ilgisi olmayan benzer yayınlardan öğrenmek isteyenler için tavsiye edebileceğim bir eser değil. Fakat tarihte ayrıntıları sevenler, kısaca uğraşmayı sevenler için tavsiye edebileceğim bir eser. Kitabın dilinin akademik bir esere göre sade olduğunu da hatırlatmış olayım. Şimdiden iyi okumalar.
20. Yüzyıl Siyasi Tarihi.. Yani 'Çağdaş Dünya Tarihi' diyebiliriz. Fahir Armaoğlu'nun akıcı dili ve olayları koyduğu başarılı kronolojisiyle kitap gerçekten çok okunaklı olmuş. İlgilisi olan her bireyin okumadan geçmemesi gereken bir yapıt. 1. Dünya Savaşı'nda oluşturulan bloklar yaşanan olaylar ile başlayıp günümüz Türkiye'sine kadar geçen olayları, antlaşmaları, önemli kişileri ve bunların plan ve projelerini kapsar..
İlgililere keyifli okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.588 Oy)18.115 beğeni41.053 okunma2.630 alıntı172.633 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.163 Oy)8.463 beğeni27.135 okunma751 alıntı132.307 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.728 Oy)6.034 beğeni15.885 okunma2.659 alıntı82.037 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.820 Oy)8.760 beğeni23.989 okunma1.601 alıntı111.255 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.301 Oy)12.853 beğeni32.884 okunma3.093 alıntı138.061 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.235 Oy)7.564 beğeni20.443 okunma3.646 alıntı122.074 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.081 Oy)7.643 beğeni21.477 okunma747 alıntı83.805 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.422 Oy)5.527 beğeni18.747 okunma765 alıntı95.880 gösterim
  • Semerkant
    8.6/10 (2.249 Oy)2.138 beğeni7.066 okunma949 alıntı37.360 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.496 Oy)8.444 beğeni24.921 okunma2.251 alıntı107.535 gösterim
Tarihi olayları sıkılmadan okuyabileceğiniz akıcı bir dille yazılmış kitap.
Bende ki Alkım Yayınevinin baskısı ve toplamda 1200 sayfa. Uygulama içinde yayınevini bulamadım!
1914 ve 1995 yılları arasında ki siyasi,tarihi olayları ele alan akademik bir eser. Araştırma yapan ya da sadece tarihi okumayı seven herkese tavsiye edilir.
Abimin üniversitedeki odev konusunu teskil ettigi icin aldigi bir kitapti okuyup ozetini bana cikarttirmisti :) 20.yy tarihiyle ilgili guzel bilgiler veriyor tarihe ilgisi olupta fazla bilgisi olmayanlara siddetle tavsiye ederim yazar gayet basit bir dille yazmis cok akademik bir kitap degil. Ozellikle Prusya ile ilgili olan kisimlari ve bizatihi Otto Van Bismarck cok ilgimi cekmisti.
Ders kitabı olarak kullandım bu kitabı asıl olarak. Kalınlık olarak oldukça gözümü korkutmuştu hatta ders için bile ön yargi oluşturmuştu bu kitabi yarım dönemde bitirecekse sınavına calişmak çok zor olacak diye düşünüyordum fakat kitap akademik dilden oldukça uzak sade ne okudugunuzu çok rahat anlayabileceginiz bir şekilde hazırlanmış. Okuması çok kolay oldu bu yüzden. Ayrıca bölümler çok iyi düzenlenmiş kafa karışıklığına hiç yer yok. 20. Yy hakkında bilgi edinmek ve rahatça okumak istiyorsanız bu kitabı gerçekten tavsiye ediyorum.
Güncel olaylara; sadece duygusal bakmamak için, kindar tavır sergilememek için, gerekçeleri nedir, ipin ucu nereye varıyor, biraz kronolojik doğru bilgi gerekiyor.
Bunu da ancak yakın tarih okumalarıyla sağlayabiliriz. Yıllar önce okuduğum bu kitabı tekrar okuyunca daha iyi anladım.895 sayfa olan eser, bitirilmek için okunursa sıkıcı gelebilir.
Ben bölüm bölüm ve diğer kitapları okurken bitirdim.
İnsanoğlunun savaşlarla iç içe olduğunu görünce, savaşın sanki peynir ekmek gibi ihtiyaç olduğu zehabına kapılabilirsiniz.
Hele uluslararası denge politikası çok ilgimi çekti. Konjonktur gereği iki ülkenin dönem dönem hem dost, hem düşman kardeşleri oynayabildiğini gözlemliyorsunuz.
İstiklal savaşı ve tarih bilinci için akıcı bir eser.
Tehlikelere karşı stratrjik işbirliği, avrupa savaşları, sosyalist blok ülkelerinin dağılış serüveni, ortadoğuda kaynayan kazan, kıbrıs meselesi, sscb'nin dağılması ve
Din, ırk, ideoloji, toprak, ekonomi gerekçeli savaş vahşeti....
Hepsi bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçiyor.
Tekrarından kaçınabilmek için, önceyi bilmek gerek.
Yakın zamanlarımızı anlatan siyasi tarih üzerine yazılmış en güzel kitaplardan birisidir bu çalışma. Herkese okumasını tavsiye ettiğim bu değerli kitap size birşeyler katacaktır.
20.yy siyasi tarihini bir solukta okuyabileceğiniz bir eserdir. Tarihi anlatımın sıkıcı değil akışkan olduğu, yüreklerde tesir bırakacak romantik bir tarihi eserdir. Tavsiye edilir.
Kitap tarihi olayları basit bir dille anlatıyor. Çok fazla şu yılda bu oldudan ziyade tarihi olayların oluşmasını sağlayan faktörleri, oluşturdukları etkileri, birbirleri arasındaki bağlantıları anlatıyor. Soğuk bir anlatımdan ziyade yazar kendi yorumlarını da katıyor.
Fahir Armaoğlu'nun 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi ve 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi kitapları gerek konularının birbirini tamamlaması gerekse içerik düzenlemeleri ve üslupları bakımından aynı olması nedeniyle fazla ayrıntıya girilmeden yapılacak bir incelemenin iki kitap içinde geçerli olabileceğini düşünüyorum.
İki kitabı da Timaş Yayınları'ndan okudum.Kağıtları çok kötüydü, altını çizdiğim yerler arka sayfaya da geçiyordu. Allahtan anlatım çok iyiydi de kağıda rağmen okuyabildim. Kitap çok yalın bir şekilde yazıldığı ve fazla ayrıntıya girmeden çerçeve bilgiyi verdiği için yakın tarih hakkında bilgisi az olanların başlangıç kitabı olabilir. Son iki yüzyılda çok fazla olay var bunlar iki kitapla öğrenilemez ama bu kitapları okuduktan sonra sahip olunan genel bilginin yardımıyla ayrıntıyı öğrenmenin kolaylaşacağını düşünüyorum. İkinci kitabın ilk yüz sayfasında 19. yüzyılı kısmen özetlediği için dileyen sadece 20. yüzyılı okuyabilir ama bu, iki kitabı da okumanın yerini tutmayacaktır.İlk kitap 19. yüzyıla girerken Avrupa'nın içinde bulunduğu durum ve Fransız İhtilali ile başlıyor ve Birinci Dünya savaşı'na kadar anlatıyor. İkinci kitap ise Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar gidiyor. 20. Yüzyılın karmaşıklığından ve Soğuk Savaş döneminin getirdiği kutuplaşmadan olsa gerek ikinci kitapta yazarın yorumları ilk kitaptakinden fazlaydı. Yazar 1998'de vefat etmiş. Kitapları okuduktan sonra "keşke yaşasaydı da bugüne kadar yaşananları da yazsaydı" dedim içimden. Herhalde diğer okurlarda böyle düşünmüştür.
Kitap bilgi açısından yeterince dolu olsa bile akademik olarak yeterince yetkin olduğunu söyleyemeyeceğim. Yazarın Sovyet düşmanlığı açıkça hissediliyor ki bir akademik kitaba bu üslubu yakıştıramam. Yine de okunmaya değer, başarılı bir kitap. Bunun yanında bir tık daha iyisi için Oral Sander'in eseri de okunmalı diye düşünüyorum.
Bizler geçmişi bilmek ve geleceği tayin etmek boynumuzun borcu.Hele bu siyasi tarih olunca cehdimiz daha da artmalı.Anlamak,idrak etmek ve en önemlisi üzerinde düşünmek en büyük azamet.Hakkı Baştuğ
Rıza Pehlevî'nin bu hükümet ve monarşi darbeleri ile amacı, kendisine örnek aldığı Atatürk gibi, İran'da geniş ve köklü reformlar yaparak memleketi Batılılaştırmaktı. Gerçekten, İran'da pek çok reformları ve Batılılaşma hareketlerini gerçekleştirdi. Din adamlarının nüfuzunu kıramamakla beraber, özellikle eğitim alanında birçok yenilik yaptı. Eğitim sisteminde vatanseverlik, milliyetçilik ve Batılı düşüncenin yerleşmesine önem verdi. Orduyu düzenledi ve iyi bir disipline soktu. Kapitülasyonları kaldırdı. Ekonomik alanda, devletin müdahalesi ile birçok işler yaptı. Atatürk ve Türkiye ile yakın ve samimi münasebetler kurdu.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 191 - Timaş Yayınları, 20. Baskı
Türkiye Başbakanı Şükrü Saraçoğlu, 27 Ağustos 1942 günü Alman Büyükelçisi Von Papen ile yaptığı bir görüşmede, bir Türk olarak Rusya'nın yıkılmasını hararetle arzu ettiğini ve böyle bir fırsatın bin yılda bir defa ortaya çıkabileceğini fakat bir başbakan olarak ve Türkiye'nin menfaatleri bakımından, Türkiye'nin kesin tarafsızlık izlemesinin zorunlu olduğuna inandığını belirtmiştir.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 370 - Timaş Yayınları, 20. Baskı
Marx genel bir savaşın çıkacağını ve bu savaşın kapitalistlerin savaşı olduğunu, bu sebeple de işçilerin ve proletaryanın bu kapitalist savaşta hiçbir çıkarı bulunmadığını, bundan dolayı savaş çıktığı zaman işçilerin askere gitmemelerini söyledi. Birinci Dünya Savaşı patlak verince bütün memleketlerdeki işçiler askere alındıklarında tereddütsüz düşmanla savaşmak için cepheye koştular. Bernstein'in işaret ettiği gibi, işçiler enternasyonalizmi bir tarafa bırakıp her şeyden önce düşmana karşı vatanlarını savunmaya koştular. İşte bu durum II. Enternasyonal'in sonunu getirdi.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 32 - Timaş Yayınları, 20. Baskı
İki savaş arası devresinde Birleşik Amerika ile Avrupa arasındaki münasebetleri zehirleyen ve Amerika'nın Avrupa'ya karşı kızgınlığını ve güvensizliğini arttıran bir mesele de, milletlerarası borçlar olmuştur. Amerika savaş sırasında yirmi kadar devlete borç para vermişti. Borçlular içinde 4.2 milyar dolarla İngiltere, 3.4 milyar dolarla Fransa, 1.6 milyar dolarla İtalya birinci planı işgal ediyordu ve bu borçların toplamı 10.3 milyar kadardı. Almanya'nın tamirat borçlarından ayırt etmek için, devletlerin Amerika'ya olan bu borçlarına milletlerarası borçlar denilmekteydi. Fakat devletler bu borçları ödemeye bir türlü yanaşmadılar. Daha doğrusu, bu borçları ödemeyi, Almanya'dan alacakları tamirat borçlarına bağlamışlardı. Almanya'dan tamirat borcu alamayınca, Amerika'ya olan borçlarına da yan çizmeye başladılar. Kendilerinin, savaşın en ağır yükünü çektiklerini, Amerika'nın para kaybetmesine karşılık, kendilerinin kan ve insan kaybettiklerini ileri sürdüler. Tabii bu, Amerika'da kötü bir etki yaptı. Amerika bu devletlere borçlarını ödetmek için uzun yıllar uğraştı. Sadece Finlandiya borçlarını tam olarak ödedi. İngiltere, İtalya, Çekoslovakya, Romanya ve Letonya ise ancak "sembolik" ödemelerle yetindiler. Fransa, Belçika, Polonya, Estonya ve Litvanya ise hiç ödemedi. Nihayet Amerika 1934 yılında bu borçlar hikâyesinin üzerine sünger çekmek zorunda kaldı.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 196 - Timaş Yayınları, 20. Baskı
Fakat Bolşeviklerin çarlığın gizli anlaşmalarını açıklaması, Ortadoğu'daki İngiliz-Fransız tasarıları bakımından soğuk bir duş oldu. Bunun arkasından 14 Nokta'yı Müttefikler'in de kabul etmeleri dolayısıyla Başkan Wilson da bu gizli anlaşmaları tanımayacağını belirtince, olayların bu baskısı karşısında, İngiltere ile Fransa 7 Kasım 1918'de Ortadoğu hakkında bir ortak deklarasyon yayınladılar. "Uzun zamandan beri Türklerin zulmü altında yaşayan halkların kurtuluşu için" savaştıklarını belirten iki devlet, Ortadoğu memleketlerinde, halkların kendi serbest seçimlerine dayanan millî hükümet ve idareler kuracaklarını bildirdiler. Oldukça müphem (belirsiz) ifadelerin yer aldığı bu deklarasyonun Arap halkları üzerinde uyandırdığı izlenim şuydu ki, İngiltere ve Fransa Arap memleketlerinin bağımsızlıklarını kabul etmektedirler. Hâlbuki bu iki sömürgeci devlet Arap halklarını ikinci defa aldatmışlardı. Hicaz kralı Hüseyin, oğlu Faysal'ı büyük ümitlerle Paris Barış Konferansı'na göndermiş ve Faysal'ın da konferansta Arap bağımsızlığını hararetle savunmuş olmasına rağmen, İngiltere ve Fransa, Hüseyin'in Suriye üzerindeki monarşisini tanımakla beraber, Arap memleketlerinde manda rejiminin kurulmasına karar verdiler.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 179 - Timaş Yayınları, 20. Baskı
Slovaklarla Çekler arasında da tarihî geleneklere dayanan bir çatışma vardı. Çekler Avusturya idaresinde yaşamış, aydın, kültürlü insanlardı. Slovaklar ise Macaristan idaresinde yaşamışlar ve köylü kitleye sahiptiler. Her ikisi de Katolik olmakla beraber, Çekler antiklerikal (papaz karşıtı sınıf), Slovaklar ise inançlı Katolik'ti. Bu sebepten, Çekoslovakya içindeki Slovaklar daima Macaristan'a katılmak için çaba harcamışlardır. Hâlbuki eskiden Macarları hiç sevmezlerdi. Fakat Çeklerin içinde erime ihtimalini hiç hazmedememişlerdir. Slovakların bu ayrılma istek ve çabaları karşısında merkezî hükümet, özellikle Slovakya'da sıkı tedbirler almak zorunda kalmış ve bu da Slovakları daha çok kızdırmıştır.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 165 - Timaş Yayınları, 20. Baskı
1- Başkan Monroe'ye göre Birleşik Amerika, Avrupa'nın işlerine karışmamaktadır. Amerika'nın Avrupa ile hiçbir politik ilgisi yoktur ve Avrupa işlerine karışmayacaktır. Buna karşılık; Avrupa devletleri de Amerika kıtalarının içişlerine karışmamalıdırlar ve Amerika kıtalarından uzak durmalıdırlar.

2- Amerika'nın bu isteğine rağmen, eğer herhangi bir Avrupa devleti Amerika kıtalarına ayak basar ve bu kıtalarda bir sömürgecilik teşebbüsünde bulunursa, Amerika Birleşik Devletleri bu hareketi düşmanca bir hareket sayacak ve Avrupa devletleri Birleşik Amerika'yı karşısında bulacaktır.

Amerikan Kongresi, Başkan Monroe'nin teklif ettiği bu iki dış politika ilkesini onayladığı ve Amerikan dış politikasının esasları olarak kabul ettiği gibi Avrupa devletleri ve özellikle Rusya, Fransa ve İngiltere de Amerika'nın bu sert tutumu karşısında İspanyol sömürgelerindeki bağımsızlık ayaklanmalarını bastırmak için herhangi bir teşebbüste bulunmaya cesaret edemediler.

Amerikan dış politikasında Monroe Doktrini adını alan bu dış politikanın ilk sonucu şu oldu ki; Avrupa devletlerinin İspanya'ya yardım edememesi dolayısıyla, 1820-1830 arasında, bütün İspanyol sömürgeleri bağımsızlıklarını kazandılar. Kısacası Latin Amerika ülkelerinin bağımsızlığı Birleşik Amerika'nın Avrupa karşısındaki sert tutumu ve Monroe Doktrini sayesinde gerçekleşmiş olmaktaydı.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 73 - Timaş Yayınları, 20. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
20. Yüzyıl Siyasi Tarihi
Alt başlık:
1914-1995
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
896
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050814132
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Günümüz dünyasını milletlerarası münasebetlerin yapısını ve niteliğini oluşturan gelişmelerin başlangıcı, 1914-18 arasında cereyan etmiş olan Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarına kadar gitmektedir. Fakat Birinci Dünya Savaşı da durup dururken patlak vermiş olan bir milletlerarası buhran değildir. Bu savaş, 1789-1815 arasında Avrupa’yı alt üst etmiş olan ve bundan da daha mühim olarak insanın siyasal yaşayışında tesirlerini günümüze kadar sürdüren çeşitli siyasal fikir akımlarını ortaya çıkarmış bulunan Fransız İhtilâli’nden sonra kendisini gösteren gelişmelerin bir sonucu olmuştur. Yani, Birinci Dünya Savaşı’nın kökleri, 1815-1914 arasının siyasal ve diplomatik gelişmelerinde yatmaktadır. Dolayısıyla 20. yüzyılı iyi anlayabilmek için 19. yüzyılın siyasî ve sosyal olaylarını çok iyi tahlil etmemiz gerekir.

Ülkemizin siyasî tarih alanında en tanınmış simalardan biri olan Prof. Dr. Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla tüm dünyada cereyan eden 20. yüzyılın en önemli siyasî ve sosyal olaylarını/liderlerini derli toplu ve kronolojik olarak anlatmıştır. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Liberalizm, Nasyonalizm ve Sosyalizm akımlarının doğuşundan Birinci Dünya Savaşı’na; İkinci Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaş Dönemi’ne; bloklardaki yapı değişikliklerinden Ortadoğu ve Asya’daki gelişmelere; Yumuşama sürecinden dünya politikasında Ortadoğu’ya kadar birçok olay; Napolyon’dan George Washington’a, Mustafa Kemal Atatürk’ten Churchill’e, Hitler’den Stalin’e, Yasser Arafat’tan Saddam Hüseyin’e, Gorbaçov’dan Turgut Özal’a kadar birçok lider yine yüzlerce Türkçe, Fransızca, İngilizce belge ve kaynak eser kullanılarak incelenmiş ve tarih severlerin beğenisine sunulmuştur.

Zamanımızda yaşanan siyasî olayları daha iyi anlamak adına 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla çıktığımız tarih yolculuğuna; 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla devam ediyoruz.

Kitabı okuyanlar 95 okur

  • barış aktaş
  • Mücahit TUNA
  • busem
  • Oğuzhan Memiş
  • Elvan Aygün
  • 53V41D
  • Tuğba Demirci
  • Ercan Çakır
  • Gökhan
  • Fatih Selçuk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%22.6
25-34 Yaş
%25.8
35-44 Yaş
%29
45-54 Yaş
%19.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%20.8
Erkek
%79.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.7 (17)
9
%28.9 (11)
8
%21.1 (8)
7
%0
6
%5.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0