"...Kişilik ve bireysellik nasıl da aykırı geliyor bu insanlara, aramaktan, düşlemekten vazgeçmeyenleri nasıl da kuşkuyla karşılıyorlar, biriciklik özlemini nasıl tiksinç buluyorlar, yaşamla ölümün birbirini tamamlayışını nasıl da görmezden geliyorlar; nasıl bu kadar korkaklar...
O kadar yazı birikmiş ki defter(ler)e geçireceğim. İlerde kendimi, düşüncelerimi okumak amma keyifli olacak. Muhtemelen birkaç yeri anlayamayacağım. Beni kendime anlatırken bile kolay cümleler yazamıyorum.
"Johnny
reserve tonight for me keep it exclusively for me alone" diye başlayan pek hafif bir dans melodisini on bin kere dinliyorum. Bir sayfa, tek bir sayfa, ilk sayfayı okuyorum ve mektubu yanıma yatırıyorum ve hayvan gibi böğürerek avaz avaz ağlamaya başlıyorum. Ne kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Sonra Kağan gelmiş, bir ölü, bir ceset gibi uyuyormuşum, mektubu kaldırıp yerine uzanmış. Akşamüstü uyandık. İki düş hatırlıyordum bu günü silen uykudan. Birinde bir yaratık doğurmuşum babamdan, annem babam ve o yaratık bir aradayız ama o yaratık aynı zamanda benim, bir yandan babası da benim, bir kavga var annemle aramızda, kuma gibiyim ben, annem bana bağırıyor "ne olacak" diyor kucağımdaki yaratığı işaret ederek "o da babası gibi bir çöl faresi."